Kuzey Amerika’da su güvenliği azalıyor mu?
Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Rocky Dağları’ndan Meksika’daki Kaliforniya Körfezi’ne kadar yaklaşık 2.000 km uzanan Colorado Nehri boyunca yapılacak bir yürüyüş, ruhu el değmemiş doğayla canlananlara sayısız güzellikler sunuyor. Gezegenimizin evriminin adeta görsel birer kanıtı olan kristal metamorfik kayaçlar, volkanik bazalt akıntılar, sarp kanyonlar ve desenli tortul katmanlarla dolu bu rota, aslında Dünya’nın neredeyse iki milyar yıllık geçmişine yapılan bir zaman yolculuğu.
Ancak tüm bu eşsiz güzelliklerin arasında insanların tanık olduğu ve ruhu hiç de okşamayan bir diğer gerçek ise iklim değişikliğinin o ürkütücü izleridir.
ABD’nin batı eyaletleri yirmi yılı aşkın süredir kesintisiz bir mega kuraklığın pençesinde kıvranırken, Colorado Nehri de son 1.200 yılın en kurak döneminden geçiyor ve kapladığı alan 1900’lü yıllara kıyasla %20 oranında daralmış durumda.[1] Nehirdeki su seviyesi giderek düştükçe sular altında kalmış antik yerleşimler, batık tekneler ve yıllanmış otomobiller; adeta geçmişten gelen ve anlatacak kendi hikayeleri olan ürkütücü hayaletler gibi gün yüzüne çıkıyor. Nehir kıyısı boyunca açıkça görülebilen su çekilme izleri, suların bir zamanlar metrelerce daha yüksekten aktığını acı bir şekilde hatırlatıyor. Bir zamanlar coşkun akan sular yüzünden geçit vermeyen Nevada gibi bölgelerdeki nehir yataklarında artık rahatlıkla yürüyerek yol alınabiliyor.
Tüm bu yaşananlar, Los Angeles ve Denver gibi büyük şehirlerde yaşayanlar da dahil nehrin tam anlamıyla bir can damarı olduğu yedi ABD eyaletindeki 40 milyon insan için çok kötü bir haber. Bu durum, Amerika’nın başlıca tahıl ambarlarından birinde yer alan ve yıllardır bu nehirle sulanan milyonlarca dönümlük tarım arazisi için felaketle sonuçlanacak hasat dönemlerinin habercisi. Su seviyesindeki bu düşüşün önüne geçilemezse, nehir havzasının önümüzdeki yıl 1,8 milyon olimpik yüzme havuzuna denk bir su açığıyla karşı karşıya kalmasından endişe ediliyor.[2]
Colorado havzasını etkileyen bu acil durum, aslında sadece bu bölgeye özgü bir olaydan ibaret değil. Bu tablo, tüm Kuzey Amerika kıtasını etkisi altına alan, önümüzdeki on yıllarda istihdamı, yaşam standartlarını ve hatta insan hayatını tehlikeye atabilecek çok daha büyük bir su krizinin çarpıcı bir yansıması.
Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi’nin araştırmasına göre[3], Mexico City’de yaşayan 22 milyon kişinin %43’ü temiz suya erişemiyor. Öte yandan Dünya Bankası verileri, Meksika’da kişi başına düşen yıllık su miktarının 1960 yılında 10.000 metreküp düzeyindeyken 2012’de sert bir düşüşle yalnızca 4.000 metreküpe gerilediğini ortaya koyuyor. Tahminler, bu rakamın 2030 yılına kadar 3.000 metreküpün altına inebileceğini gösteriyor; böylesine ürkütücü bir düşüşün çok geniş çaplı sonuçları olabilir.[4]
Doğal kaynakları son derece bol olan Kanada’da bile su güvenliği giderek artan bir endişe sebebi. Ülke nüfusunun yaklaşık %85’i Kanada-ABD sınırına yakın bölgelerde yaşıyor; ancak mevcut tatlı su kaynaklarının %60’ı ülkenin en kuzey uçlarında yer alıyor.[5]. İklim kaynaklı felaketlerin giderek artan sıklığı ve şiddetiyle birleşen bu dengesizlik göz önüne alındığında, Kanada su direnci ve güvenliğini artık çok daha acil bir politika meselesi olarak görüyor.
Herhangi bir çözüm bulunmaz veya etkiler hafifletilmezse, Kuzey Amerika genelinde yaşanan su sorunları, gelecekte doğada yürüyüş yapan birinin gözüne çarpan tuhaflıklardan daha fazlası olarak ortaya çıkabilir. Bunun yerine, 21. yüzyılın en acil sürdürülebilirlik sorunlarından birinin şahitleri olabilirler.
Kuzey Amerika’nın karşı karşıya olduğu su krizi ne kadar büyük?
Amerikan İnşaat Mühendisleri Derneği (ASCE), halkın yerel yer altı su kaynaklarının dayanıklılığına duyduğu güvenin “bilgiye dayalı olmadığı” konusunda uyarıda bulunuyor.[6] Barajlar ve su rezervleri daha önce hiç olmadığı kadar baskı altında. Üstelik kıtlığın ulaştığı boyutlar, komşu bölgelerden su aktarmak gibi geleneksel günü kurtaran çözümleri de artık imkansız hale getiriyor. İçme suyunun kelimenin tam anlamıyla tükendiği toplulukların içinde bulunduğu ürkütücü durum, bu “gerçek” için bir uyarı niteliğinde.

ASCE’nin korkuları son derece haklı. Colorado Nehri üzerinde bulunan, Amerika’nın en büyük iki su rezervi olan Mead Gölü ve Powell Gölü’nden gelen kanıtlar birden fazla tehlikeye işaret ediyor. Şubat 2026 itibarıyla Mead Gölü’nün doluluk oranı %34’e kadar gerilemişti ve düşüşün devam edeceği öngörülüyordu.[7] Powell Gölü’nü besleyen su akışının azalması, su seviyelerinin Glen Canyon Barajı’ndaki hidroelektrik türbinlerini bile çalıştıramayacak kadar düşmesine neden olabilir. Bu da bölgedeki aileler ve işletmeler için uygun fiyatlı temiz enerji kaynağının kesilmesi anlamına geliyor. İşin asıl endişe verici yanı, bu kritik su rezervlerindeki kayıpların üçte ikisinden fazlasının yer altı sularının tükenmesinden kaynaklanması. Yağmur sularının oluşturduğu bu yer altı rezervleri, geçici yüzey kaynaklarına kıyasla çok daha yavaş yenileniyor.[8]
En son veriler, Amerika Birleşik Devletleri’nin gerçekten su kıtlığı yaşayan bir toplum olduğunu ve şu anda hidrasyon, sanitasyon, tarım ve endüstri arasında bölünmüş şekilde günde yaklaşık 322 milyar galon su tükettiğini gösteriyor.[9] Bu artan talebin, çeşitli faktörlerin de etkisiyle önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor.
- Nüfus artışı: ABD hiç olmadığı kadar fazla insana ev sahipliği yapıyor. Ülkenin nüfusu 2025 yılında yaklaşık %0,5 artarak 343,6 milyonu aştı.[10]
- Beşeri coğrafya: Mesele sadece rakamlardan ibaret değil. İnsanların nerede yaşamayı tercih ettiği de bir o kadar büyük önem taşıyor. Giderek daha fazla aile, su kaynaklarının halihazırda aşırı bir baskı altında olduğu daha sıcak bölgelere taşınıyor.[11] 2023 ile 2024 yılları arasında ABD’deki göç hareketliliğinde başı çeken Teksas, Kaliforniya ve Florida eyaletlerinin tamamı bol güneşi ve uzun, sıcak yazlarıyla bilinen Güneş Kuşağı bölgesinde yer alıyor.[12]
- Küresel ısınma: Sıcaklıklar, iklim değişikliği nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri genelinde kaçınılmaz olarak yükselmeye devam ediyor. Geride bıraktığımız 2025 yılı, Amerika’da kayıtlara geçen en sıcak dördüncü yıl oldu; sıcaklıklar 20. yüzyıl ortalamasının 1,4 °C üzerindeydi.[13] Sıcaklıkların artması buharlaşmanın da hızlanması demek. Bu durum evlerde, çiftliklerde ve fabrikalarda su tüketimini artırarak mevcut su kaynakları üzerindeki baskıyı giderek derinleştiriyor.
- Veri merkezleri: Manşetlere bakıldığında, yapay zeka ve bulut bilişimin yükselişi, Kuzey Amerika’da yaklaşan su krizini daha da kötüleştirme olasılığı olan bir başka eğilim olarak karşımıza çıkıyor. Bu teknolojiler, soğutma süreçleri için büyük miktarlarda su tüketen veri merkezlerinin ülke genelinde yaygınlaşmasını hızlandırıyor. Şu an ABD genelinde planlama aşamasında olan yeni veri merkezlerinin toplam enerji kapasitesi 150 GW’ı aşıyor.[14] Araştırmalar, 2028 yılına kadar ABD veri merkezlerinin su tüketiminin yılda 150 milyar litreye yani 2023 seviyelerine kıyasla iki katına, hatta 280 milyar litreye yani dört katına çıkabileceğini gösteriyor.[15]
Tüm bu faktörler, giderek artan su krizini daha da körüklüyor. ABD’de tatlı su; elektrik santrallerinde termoelektrik enerji üretimi (%45), tarım arazilerinin sulanması (%32), evsel kullanım (%12), işletmeler (%5) ve su ürünleri yetiştiriciliği (%3) gibi birçok farklı sektör için adeta can damarı niteliğinde.[16] Yetersiz su, bugün milyonlarca insanın mutlu bir şekilde içinde yaşadığı toplumdan son derece farklı bir toplum anlamına gelir.
Sınırsız suyun bulunduğu evlerimizin mahrem ortamında genellikle hafife alınan bu etkiler, talep arzı aştığında hızla hissedilecek. Amerika’daki evlerde her gün, üzerinde pek de düşünülmeden yaklaşık 1.135 litre değerli tatlı su tüketiliyor. Bu tüketimin %24’ü tuvalet sifonlarına, %20’si duşlara, %19’u musluklara ve %17’si çamaşır makinelerine gidiyor, geriye kalan %20’lik kısım ise sızıntılar ve diğer çeşitli kullanımlardan kaynaklanıyor.[17]

Araştırmalar, 2070’li yıllara gelindiğinde ABD tatlı su havzalarının neredeyse yarısıyla bile aylık su talebinin karşılayamayabileceğini gösteriyor.[18] İklim değişikliği etkisini göstermeye başladıkça bu etkiler çabucak hızlanabilir. Hayati bir öneme sahip olan Colorado Nehri örneğine bakacak olursak; araştırmalar sıcaklıktaki her bir derecelik artışın su hacmini yaklaşık %9,3 oranında düşürdüğünü gösteriyor ki bu da bugüne kadar tam 1,5 milyar ton suyun kaybedildiği anlamına geliyor. Bu yüzyılın ortalarına gelindiğinde nehrin kapasitesi %20 ila %30 oranında düşüş gösterebilir.[19]
Artık olayları “akışına bırakma” devri bitti. Kıtanın giderek büyüyen su sıkıntılarının temelinde geniş çaplı bir yatırım krizi yatıyor. Bu kriz, kritik ulusal kaynakların finanse edilmesi konusunda yepyeni bir zihniyetle hareket etmemizi zorunlu kılıyor.
Su israfının önüne geçebilir miyiz?
Amerika Birleşik Devletleri genelinde su ve atık su şirketlerini temsil eden Washington DC merkezli bir ticaret kuruluşu olan Ulusal Su Şirketleri Birliği (NAWC), ülke çapındaki su krizinin geleceğine dair varsayımsal bir senaryonun olmadığını söylüyor. Bu kriz şu anda, gözlerimizin hemen önünde yaşanıyor.
Tedarikteki azalmaya ilişkin uzun süredir devam eden korkulara rağmen ABD genelinde her yıl yaklaşık 240.000 adet ana su hattı patlaması kayıtlara geçiyor ve ülkeye günde yaklaşık 22,7 milyar litre su kaybına mal oluyor.[20] Pazarın yaklaşık 52.000 farklı su şirketinden oluşan parçalı yapısı, maliyet verimsizlikleri ve uzmanlık eksikliği yüzünden kritik altyapı yatırımlarının bir türlü hayata geçirilememesine yol açıyor.
Yetersiz finansmanın yarattığı sonuçlar ise oldukça geniş çaplı ve derinden hissediliyor. Sürdürülebilirlik danışmanlık şirketi ERM’nin hesaplamalarına göre su, ABD GSYİH’sinin yaklaşık %60’ı için hayati bir önem taşıyor.[21] 2014 ile 2023 yılları arasında şirket açıklamalarında “su riskleri” konusuna değinirken S&P 500 şirketlerinin sayısının 11’den 215’e çıktığını bildiriyor. ERM’ye göre, ABD genelinde su altyapısı yatırımındaki yıllık finansman açığı 91 milyar ABD dolarına ulaşıyor. Bu tutar, kullanım ömrü sonuna gelmiş ekipmanların yenilenmesi, sel savunmalarının inşa edilmesi ve su kıtlıklarıyla mücadele için yeni teknolojiye yatırım yapılması gibi yatırım alanları arasında bölünmüş durumda.
Çözüm yolları elbette mevcut. Yalnızca irade, ileri görüşlü yatırımlar ve çok paydaşlı bir koordinasyon gerektiriyor. Başarısı kanıtlanmış stratejilerden bazıları:
- Evde tasarruf: Evde su tüketimini azaltmak için yüksek verimli duş başlıkları takmak, sızdıran boruları onarmak ve tuvaletlerin sifon hacimlerini ayarlamak gibi birkaç ufak değişiklik yapmak gerekiyor.
- Sanayide tasarruf: Fabrikalar için tasarruf, yerinde su arıtma ve devridaim yapan su sistemlerini kullanmak, gelişmiş soğutma teknolojilerini kullanmak, temizlik gibi süreçleri optimize etmek için akıllı sayaçlar kurmak ve düşük debili ekipmanlara geçmek anlamına gelebilir.
- Tarımda tasarruf: Çiftçiler için damla sulama sistemleri tarladaki israfın önüne geçebilir, ekinlerin üzerini örtüyle kaplamak gibi sürdürülebilir toprak uygulamaları ise nem tutma oranını kayda değer ölçüde artırabilir. Yağmur suyu hasadı yapmak ve daha az su isteyen ekinleri tercih etmek de başvurulabilecek diğer stratejiler arasında yer alıyor.
- Su geri dönüşümü: Arizona ve Florida’nın da aralarında bulunduğu bazı ABD eyaletleri, tarım ve sanayide halihazırda geri kazanılmış “gri” suyu (genellikle lavabo, duş ve çamaşır makinelerinden gelen suyu) kullanıyor. Bir sonraki adımda, gelişmiş arıtma tesisleri tuvaletlerden gelen kanalizasyon suyunu ve endüstriyel atıkları da tekrar kullanılabilir hale getiriyor. Kaliforniya’daki bir atık su arıtma tesisi, suyu bakterilerden arındırmak için basınçla filtrelerden geçiriyor ve ters ozmoz yöntemiyle saflaştırıyor. Ardından, damıtılmış su kadar temiz bir son ürün elde etmek için bu suyu hidrojen peroksit ve ultraviyole ışık işlemine tabi tutuyor.[22] Şu sıralar Utah, Teksas ve Colorado’da da benzer tesislerin geliştirme çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor.

- Tuzdan arındırma: Başka bir ifadeyle okyanus suyunu içilebilir bir kaynağa dönüştürmek, basit bir yöntem olmasa da uygulanabilirliği kanıtlanmış bir yöntemdir ve dünya çapında tahminen 300 milyon kişinin tuzdan arındırılmış suya erişimi vardır.[23] Kaliforniya’nın San Diego şehrinde yer alan ve şu anda ABD’nin en büyük tuzdan arındırma tesisi olan yapı, geleneksel su kaynaklarına kıyasla iki katı fiyata mal olsa da bölge nüfusunun yaklaşık %10’unun su ihtiyacını karşılıyor. Temelde iki farklı şekilde gerçekleşen bu işlemde, ya tuzlu su ısıtılıp ortaya çıkan saf buhar toplanıyor ya da su, tuzu tutması için özel membranlardan pompalanarak süzülüyor. Tuzdan arındırma teknolojisini daha da iyileştirmek için çalışmalar aralıksız sürüyor. Bu kapsamda ozmoz sistemlerinin verimliliğini artırmaya, ortaya çıkan tuzlu yan ürünleri kullanılabilir kimyasallara dönüştürmeye ve tesislerin enerji ihtiyacını yenilenebilir kaynaklardan karşılamaya yönelik araştırmalar devam ediyor. Şu an ABD genelinde yüzlerce tuzdan arındırma tesisi faaliyet gösteriyor ve yenileri de yolda. Teksas’taki eyalet yetkilileri, tuzdan arındırma yoluyla 2070 yılına kadar milyarlarca galon ek su üretebileceklerine inanıyor.[24]
- Veri merkezi yeniden tasarımları: Düşük su tüketen soğutma teknolojileri, Amerika’da giderek büyüyen veri merkezlerinin yarattığı yükü hafifletmek için kilit önem taşıyor. Farklı geliştirme aşamalarında olan yenilikçi teknolojiler ise umut vadediyor. Daldırmalı soğutma yönteminde sunucu donanımları, özel bir termal iletken sıvıya batırılıyor. Bu sıvı, parçalardaki ısıyı emip uzaklaştırıyor ve ardından aynı sıvı tankın içinde tekrar devridaim ediliyor. Sentetik sıvıların kullanıldığı bu yöntem, geleneksel sıvı soğutma sistemlerine göre daha maliyetli bir seçenek olsa da su tüketimini ciddi anlamda azaltıyor. Alternatif bir yöntem olan kuru soğutma sistemleri ise ısıyı emen sıvıyı sunuculardan alıp ortam havasıyla soğutulacağı dış ünitelere taşıyor. Günümüzde sıvı soğutmaya kıyasla hem daha maliyetli hem de daha düşük verimli olan kuru soğutma sistemlerinin yaygınlaşarak pratik bir çözüm haline gelmesi için daha fazla araştırma yapılması şart.
Gelecekte su kaynaklarını güvence altına almayı hedefleyen tüm bu yüksek etkili stratejiler, teknoloji ve inovasyon alanında dev bütçeli yatırımlar gerektiriyor. Şu anda ABD hükümeti, Su Altyapısı Finansman ve İnovasyon Yasası (WIFIA) ve Temiz Su / İçme Suyu Eyalet Döner Fonları (SRF) gibi programlar aracılığıyla Amerikan su altyapısını finanse ediyor. Ancak ezber bozan asıl çözümlerin; yani çığır açıcı fikirleri deneme, yenilikler üretme ve bu fikirleri büyütme konusunda ticari özgürlüğe sahip olan girişimlerin, dinamik bir özel sektörün desteğine ihtiyacı var.
Büyük önem taşıyan bu özel sektör alanında, Jameel Environmental Services bünyesindeki Almar Water Solutions örnek teşkil ederek sektöre öncülük ediyor.
Özel sektör yaratacağı inovasyon dalgasıyla bu zorluğun üstesinden gelebilecek mi?
Almar Water Solutions, 2016 yılında kurulduğunda başta dünyadaki en savunmasız topluluklar olmak üzere tüm dünyanın su güvenliğini artırma misyonuyla yola çıktı. Aradan geçen on yılın ardından şirket bugün; tuzdan arındırma, atık su arıtma, suyun yeniden kullanımı ve geri dönüşüm programlarından oluşan kapsamlı ve yenilikçi bir portföyü yönetiyor. Tüm bunlar bir araya gelerek dünyada su sıkıntısının en yoğun yaşandığı bölgelerdeki topluluklara ve işletmelere güvenilir su erişimi sağlıyor.
Varlık Yönetimi ile birlikte Endüstriyel Hizmetler ve Teknoloji olmak üzere iki ana iş kolunda faaliyet gösteren Almar Water Solutions, her biri sürdürülebilir teknolojilere odaklanan Avrupa, Orta Doğu, Latin Amerika ve Asya Pasifik genelinde büyüyen bir su altyapısı projeleri portföyünde yer alıyor.

Örneğin Almar, dünyanın en büyük ters ozmoz tuzdan arındırma tesislerinden biri olan Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki tuzdan arındırma tesisini 2021 yılında tamamladı. 25 yıllık bir BOO (Yap-Sahip Ol-İşlet) sözleşme modeli kapsamında geliştirilen Shuqaiq 3, saatte 18 milyon litreden fazla içme suyu üretmek için 54 kilometreden fazla ters ozmoz basınç tüpü ve 53.000 membran içermektedir.

Bahreyn’de Almar Water Solutions, Muharraq atık su arıtma tesisini işleterek, 16,5 km derinliğe sahip kanalizasyon boru hattı üzerinden yönlendirilen kullanılmış sudan günde yaklaşık 100.000 metreküp temiz su üretiyor.
Suudi Arabistan’da, Almar Water Solutions, 400 milyon ABD doları değerindeki Zuluf su arıtma tesisini inşa ediyor; bu tesis, Zuluf Kıyı Petrol Tesisi projesini desteklemek üzere Dhahran’ın 240 km kuzeyinde günlük 185.000 metreküp su kapasitesi ile tasarlanmıştır.
Almar Water Solutions, daha uzaklarda Şili, Peru, Endonezya ve Avustralya gibi çeşitli konumlarda birtakım kentsel su imtiyazını ve su / tuzdan arındırma sözleşmelerini de yönetmektedir.

Örneğin Şili’deki öncü Centinela Water System projesinin genişletme adımı olan SIAM II, 2025 yazında boru döşeme işlemlerinin tamamlanmasıyla önemli bir dönüm noktasına ulaştı. Bu çift boru hattı, tamamlandığında kıyıdan 144 kilometre içerdeki Centinela Maden Bölgesi’ne her gün 167.000 metreküpten fazla su taşıyacak ve bu süreçte kısıtlı tatlı su kaynaklarının korunmasına da büyük bir katkı sağlayacak.

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Uluslararası
Abdul Latif Jameel Uluslararası Başkan Yardımcısı Fady Jameel, bu konudaki düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor; “Temiz su son derece kıymetli bir kaynak; hepimiz sağlıklı ve refah içinde bir yaşam sürebilmek için ona muhtacız.”
“Buna rağmen, su kaynaklarımız artan baskılara maruz kalıyor. Su kullanımı, son yüzyılda nüfus artış hızının iki katından fazla bir hızla arttı ve 2050 yılına kadar sanayi, evler ve enerji sektöründen gelen küresel talep, kullanımın bir kez daha %50 artmasına neden olabilir.
“Dünyanın nüfus merkezlerinden biri olarak, bugün Kuzey Amerika’da alınan kararlar, gelecek yıllar için küresel olarak su yönetimini şekillendirecek.”

İcra Kurulu Başkanı
Almar Water Solutions
Carlos Cosín, İcra Kurulu Başkanı, Almar Water Solutions. “Milyonlarca Amerikalı halihazırda çevre standartlarını karşılamayan suları tüketiyor. Colorado Nehri’nde yaşananlar ise su sıkıntısı çeken tüm bölgeler için endişe verici bir felaket habercisi niteliğinde.
Mevcut acil durum içinden çıkılmaz bir krize dönüşmeden önce, kamu ve özel sektör yenilikçi ve ileri teknoloji çözümler etrafında kenetlenmeli; hızla değişen toplumlarımız için çok daha akılcı bir su yönetimi sağlamalıdır.
Şu anda tam da bu yol ayrımındayız. Dolayısıyla asıl sormamız gereken büyük soru şu: Dünyayı nasıl bir gelecek bekliyor?”
Kuzey Amerika’daki su sorunları: Beş pratik bilgi:
S: ABD’deki Colorado Nehri’nde su seviyelerindeki düşüş ne kadar ciddi boyutlarda?
C: Su seviyesindeki bu düşüşün önüne geçilemezse, nehir önümüzdeki yıl 1,8 milyon olimpik yüzme havuzuna eş değer bir su açığıyla karşı karşıya kalabilir.
S: ABD’de hayatın devam edebilmesi için her gün ne kadar suya ihtiyaç var?
C: İçme suyu, hijyen, tarım ve sanayi ihtiyaçları için ABD’de her gün yaklaşık 1,22 trilyon litre su tüketiliyor.
S: Yapay zeka, ülkedeki su kıtlığı sorununu daha da artırıyor mu?
C: 2028 yılına gelindiğinde ABD’deki veri merkezlerinin yıllık su tüketimi, 2023 seviyesinin tam dört katına çıkarak 280 milyar litreye ulaşabilir.
S: Kronikleşen yatırım eksikliği, ABD’deki su krizini daha da mı derinleştiriyor?
C: Kaynaklara göre, ABD genelinde su altyapısı yatırımlarındaki yıllık finansman açığı 91 milyar ABD dolarına ulaşmış durumda.
S: Tuzdan arındırma makul bir çözüm mü?
C: Evet. Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 300 milyon insanın su ihtiyacını tuzdan arındırılmış sulardan karşıladığı tahmin ediliyor. Kaliforniya’daki bir tuzdan arındırma tesisi, halihazırda bölge nüfusunun yaklaşık %10’unun su ihtiyacını karşılıyor.
[1] https://education.nationalgeographic.org/resource/explorer-caitlin-ochs/
[2] https://www.dw.com/en/water-conflict-scarcity-upper-basin-lower-basin-drought-agriculture-california-rights-allocation/a-74468546
[3] https://smartwatermagazine.com/news/smart-water-magazine/water-crisis-mexico-challenges-and-solutions
[4] https://mexiconewsdaily.com/news/mexico-water-crisis-day-zero-and-the-looming-threat-of-scarcity
[5] https://www.policymagazine.ca/without-water-theres-no-canada-why-we-need-a-water-resilience-and-security-strategy/
[6] https://www.asce.org/publications-and-news/civil-engineering-source/article/2024/09/17/america-is-in-a-water-crisis-but-help-is-on-the-way
[7] https://www.latimes.com/environment/newsletter/2026-02-26/boiling-point-things-to-know-colorado-river-crisis
[8] https://www.colorado.edu/center/gwc/ColoradoRiverInsights2025DancingWithDeadpool
[9] https://www.neefusa.org/story/water/increasing-demand-and-decreasing-supply-water
[10] https://www.macrotrends.net/global-metrics/countries/usa/united-states/population
[11] https://www.erm.com/globalassets/insights/the-future-of-water-resilience-in-the-us-jan.pdf
[12] https://www.visualcapitalist.com/ranked-states-americans-are-moving-to/
[13] https://www.ncei.noaa.gov/news/national-climate-202513
[14] https://www.reuters.com/business/energy/charting-data-center-development-roadmap-key-us-states-2026-01-22/
[15] https://netzeroinsights.com/resources/how-ai-intensifying-data-center-water-consumption/
[16] https://www.neefusa.org/story/water/increasing-demand-and-decreasing-supply-water
[17] https://www.neefusa.org/story/water/increasing-demand-and-decreasing-supply-water
[18] https://www.neefusa.org/story/water/increasing-demand-and-decreasing-supply-water
[19] https://www.neefusa.org/story/water/increasing-demand-and-decreasing-supply-water
[20] https://nawc.org/wp-content/uploads/2023/11/Americas-Water-Challenges.pdf
[21] https://www.erm.com/globalassets/insights/the-future-of-water-resilience-in-the-us-jan.pdf
[22] https://www.theguardian.com/environment/2025/jun/06/water-scarcity-us-facility-recycling-sewage-to-drink
[23] https://www.asce.org/publications-and-news/civil-engineering-source/article/2024/09/17/america-is-in-a-water-crisis-but-help-is-on-the-way
[24] https://www.twdb.texas.gov/innovativewater/desal/faq.asp#title-11
Basın Kitine Eklendi