Rüzgar enerjisi endüstrisinin gelecekteki yükselişine işaret eden tüm kehanetler arasında, rüzgar çiftliklerinin turistik bir cazibe merkezine dönüşmesi en az beklenenlerden biri olsa da; gelin görün ki bu da oldu! Üstelik bu durum İngiltere’nin güney kıyısında, insanların yeni olanı benimsemektense değişime karşı protesto etme olasılıklarının daha yüksek olduğu yerlerde görüldü. Bir zamanlar yakındaki bir milli parkın manzarasını bozduğu için eleştirilen RWE’nin işlettiği 400 MW’lık açık deniz rüzgar çiftliği Rampion’a artık Brighton’da yaşayan balıkçılar ve dalgıçlar tekne gezileri düzenliyorlar[1].

Yakın zamanda dünyada gerçekleşen olaylar, fosil yakıtlara bel bağlamak yerine yenilenebilir enerji kaynaklarını geliştirmenin sadece çevresel bir mesele olmadığının da altını çizdi. Uygun fiyatlı ve güvenli bir enerji istiyorsanız bulunduğunuz bölgeye yakın bir tedarik kaynağına ihtiyacınız var demektir. Birden fazla ulusal sınırı aşan tankerlere ve binlerce km uzunluğunda boru hatlarına güvenmezsiniz.

Olumlu açıdan bakacak olursak rüzgar enerjisinin temelini oluşturan teknoloji giderek daha kapsamlı hale gelmekte ve ucuz, güvenli ve emniyetli enerji üretmenin zorluklarına yanıt vermektedir. Rüzgar türbinlerinin doğal yaşamı ve radar sistemlerini etkilediğine dair endişeler var. Bu endişelere yanıt veren araştırmalar sürerken, kanat teknolojisi de gelişmeye devam ediyor. Açık deniz rüzgarı ve yüzer platformlar gibi yenilikçi teknolojiler, yakın zamana kadar kurulmasının hayal bile edilemeyeceği yerlerde büyük miktarlarda rüzgar enerjisi sağlamaya olanak tanıyor. Araştırmacılar yatay eksenli rüzgar türbinlerinin (HAWT) ve kanat ucu girdaplarının potansiyelini keşfettikçe, aşina olduğumuz rüzgar türbini şeklinin bile değişmesi ihtimali bulunmaktadır.

Sektör, rüzgar çiftliklerini daha uzak alanlarda tesis etmenin yollarını aradığı için 3 boyutlu baskı gibi yeni üretim yöntemleri de kendi başına sürece dahil oluyor. Bu süreçte sadece türbinler gelişmiyor aynı zamanda sürekli olmayan bir enerji kaynağına adapte olması gerektiği için dağıtım ağı da gelişiyor.

Büyüyen pazar

Rüzgardan üretilen elektriğin, fosil yakıtlardan üretilen elektriğe kıyasla nispeten düşük maliyeti de rüzgar enerjisinin yükselen kaderinde önemli bir faktördür. Örneğin ABD’de 1980 yılında kilovatsaat (kWsa) başına 0,55 ABD doları olan rüzgar enerjisi maliyetleri günümüzde kWsa başına 0,03 ABD dolarının altına düştü[2]. Bu ölçek, haliyle yerel koşullara göre farklılık sergilese de rüzgar enerjisinin ne kadar uygun maliyetli olabileceğini gösterir. Haziran 2023’te Enerji Enstitüsü’nün[3] en güncel rakamlarına bakacak olursak kesinlikle büyüyor. Rüzgar enerjisinden elde edilen küresel üretim, 2022 yılında 898.824 teravatsaate ulaşmış, önceki yıla göre %9,1 artış ve 2012’den bu yana yıllık %12,9 büyüme oranı yakalamıştır.

Dünya uluslarının rüzgar enerjisi jeneratörleri üretme hızı, rüzgarın giderek daha fazla kazanan olarak görüldüğünün kanıtıdır. Tarihte en yüksek üçüncü seviyelerin görüldüğü 2022 yılında yaklaşık 78 GW rüzgar gücü kapasitesi eklendi (yalnızca önceki iki yılın rakamları bundan daha yüksekti) ve toplam kurulu rüzgar kapasitesi 906 GW’a ulaştı. Bu, yıldan yıla (YoY) %9’luk bir büyüme anlamına geliyor.

Bu toplamın 68,8 GW’ı yeni kara rüzgarı tesislerinden, geri kalanını ise açık deniz tesislerinden elde edilmiştir. Çin, 5 GW ile küresel açık deniz rüzgar geliştirmesine liderlik etmeye devam ediyor. Avrupa, Fransa ve İtalya’nın ilk ticari açık deniz rüzgar projelerini hayata geçirmesiyle 2022’de 2,5 GW’lık kapasiteye sahip oldu. Avrupa’nın toplam açık deniz rüzgar kapasitesi 30 MW’tır ve bu kapasitenin %46’sı Birleşik Krallık’tadır.

Güçlü beklentiler

Belirsiz bir küresel jeopolitik durum, özellikle ABD ve Avrupa’da enerji güvenliğini ve dayanıklılığını artırmanın bir yolu olarak yenilenebilir enerjiye yeniden odaklanmayı destekliyor[4].

Avrupa’da, AB’nin 2030 yılına kadar veya daha önceki bir tarihte, Rusya’nın doğal gazına olan bağımlılığı azaltılmasını taahhüt eden REPowerEU3 programı uygulamaya kondu[5]. Program, ruhsat izniyle ilgili darboğazları ve yenilenebilir enerji projelerinin uygulanmasının önündeki diğer engelleri aşmayı amaçlamaktadır. Birleşik Devletler’de[6] ülkenin yenilenebilir enerji, karbondan arındırılmış nakliye, enerji depolama, elektrik şebekesi ve enerji verimliliğine yaklaşımında devrim yaratan Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) yürürlüğe konmuştur. Bu mevzuat, sektöre önemli miktarda yatırımlar yapılmasını teşvik etmiştir. Benzer şekilde, Çin’in 2021-2025 dönemini kapsayan 14. Beş Yıllık Planı[7] onaylandı ve yenilik odaklı, sürdürülebilir ve düşük karbonlu gelişime yönelik bir taahhüdün sinyalini verdi. Plan, karbon yoğunluğunu azaltma hedeflerini belirliyor ve 2030’dan önce en yüksek CO2 emisyon azaltma hedefine ulaşmayı hedefliyor.

GWEC (Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyi) Piyasa Bilgi Birimi, bu arka plana karşı, yeni rüzgar enerjisi kurulumlarının 2023 yılında 100 GW’ı aşacağını tahmin ediyor. Üstelik bu sadece başlangıç. 2027 yılına kadar her yıl ortalama 136 GW’tan fazla yeni kurulum olacağına inanıyor ve bu da mevcut politikalar kapsamında önümüzdeki beş yıl için %15’lik bir öngörülen bileşik yıllık büyüme oranı (CAGR) ile toplam 680 GW’lık ekstra hacme ulaşmak anlamına geliyor.

Enerji karışımı

Rüzgar enerjisi sektörünün hızla büyüdüğü aşikar; ancak bu büyüme, küresel enerji sektörünün 2050 yılına kadar net sıfır CO2 emisyonu hedefine ulaşması için yeterince hızlı mı? 2050 yılına kadar Net Sıfır: Global Enerji Sektörü için bir Yol Haritası[8] olan IEA (Uluslararası Enerji Ajansı), gereken minimum değeri belirler.

Bu raporda[9] fosil yakıtların 2022 yılında, bir önceki yıla paralel bir şekilde hala toplam enerji tüketiminin %82’sini oluşturduğu ve genel olarak dünyada daha fazla enerji kullanıldığı için sera gazı emisyonlarının %0,8 oranında artmasına neden olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte hidroelektrik hariç olmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları, geçen yıl dünyanın enerji talebinin sadece %7,5’ini karşılamıştır.

GWEC, 2023 ve 2027 yılları arasında küresel olarak 680 GW rüzgar kapasitesinin eklenmesini bekliyor ve bunların 130 GW’ı açık denizde olacak. Açık deniz rüzgarı, 2023 ve 2025 yılları arasında 60 GW’tan fazla ve 2026-2027 yıllarındaysa 68 GW’tan fazla beklenen küresel katkılarla giderek daha büyük bir rol oynayacaktır.

Açık deniz fırsatları

Hedefin bu denli zorlu olmasına rağmen uygun fiyatlı ve güvenli enerjide yeni öncelikler dikkate alındığı ve teknoloji alanında rüzgar çiftliklerinin inşa edilmesi ile işletilmesi ve ürettikleri enerjinin dağıtılması veya depolanması konusunda daha fazla verimlilik sağlandığı için iyimser olmamızı sağlayacak pek çok neden var. Örneğin, 1980’lerde inşa edilen rüzgar türbinlerinde 15 metrelik (49 fit) kanatlar vardı ve 0,05 MW elektrik üretebiliyordu. Bugünse 100 metreden uzun kanatlara sahip bir açık deniz rüzgar türbini 14 MW’a kadar enerji üretebiliyor[10].

Yüzer açık deniz rüzgar türbinleri (FOWT), en büyük potansiyele sahip olduğu düşünülen teknik gelişmelerden biridir. Sabit temelli türbinlerden daha ucuz olmanın yanı sıra 60 metreden daha derin sulara erişim ve 30-50 metre orta derinlik koşullarında bile basitleştirilmiş türbin kurulumu gibi iki önemli avantajı daha vardır.

Sabit kurulumlara kıyasla FOWT’nin üretimi ve kurulumu daha kolaydır; çünkü bunlar karada oluşturulup birleştirilebilir ve daha sonra açık denizdeki kurulum sahasına çekilebilir. Sonuç olarak FOWT’nin çevre üzerinde çok daha az etkisi vardır; çünkü deniz yatağına çok daha az müdahale gerektirir.

Su derinlikleri 60 metreyi aşan ve dünya deniz rüzgarı potansiyelinin yaklaşık %80’ini oluşturan bölgelerde bulunan[11] yüzen açık deniz rüzgar tesisleri kayda değer bir büyüme potansiyeline sahiptir. GWEC, 2030 yılına kadar 16,5 GW’lık tahmini pazar kapasitesi ile yüzer açık deniz rüzgar sektöründe ciddi bir hızlanma öngörüyor. Çin, ilk yüzer açık deniz rüzgar türbini olan Three Gorges Pioneer’ı kurdu ve daha fazla projeye devam ediyor[12].

Tasarımdaki gelişmeler

FOWT kullanarak daha derin sulardan faydalanmak rüzgar enerjisinden elde edilen güce en önemli katkıyı sağlayacak olsa da Ar-Ge çalışmaları hala kara kurulumlarının verimini artırmaya devam ediyor.

Giderek daha büyük rüzgar türbinlerine yönelik eğilim hız kesmeden devam ediyor. Örneğin, GE’nin açık deniz Haliade-X türbini 853 fit (260 m) yüksekliğe sahiptir ve diğer açık deniz türbinlerine kıyasla %45 daha fazla enerji üretimi sağlar. Norveç’te açık deniz rüzgar yakalama sistemi, kademeli bir şekilde düzenlenmiş birden fazla küçük türbin kullanır ve ağır makine ihtiyacı olmadığı için montaj ve bakımı basittir. ABD Enerji Bakanlığı (DOE), 2035 yılına kadar rüzgar türbinlerinin iki ila üç kat daha büyük olacağını[13] ve kapasitenin karada yerleşik türbinler için ortalama 5,5 MW ve açık deniz türbinleri için 17 MW olacağını öngörmüştür. Bunun hem kara hem de açık deniz rüzgar enerjisi kurulumları için 2050 yılına kadar %35 ile %50 arasında kayda değer maliyet düşüşlerine yol açacağını öne sürmektedir.

Yatay yaklaşım

Türbinler yana da çevrilebilir ve dikey eksenli rüzgar türbinlerine (VAWT) şu avantajları sağlar: motorları geleneksel yatay rüzgar türbinlerinden daha verimlidir, daha kompakt planlarla kurulabilir ve bir şebekede düzenlendiğinde performansları iyileşir.

Araştırmalar[14], geleneksel yatay eksenli rüzgar türbinlerinin (HAWT) büyük ölçekli dikey eksenli rüzgar türbinleri (VAWT) ile değiştirilmesinin, ikinci rotorun üç türbin çapı aşağıya ve rüzgar yönüne 60 derecelik bir açıyla yerleştirildiğinde güç çıkışını %15 oranında artırabileceğini göstermiştir. VAWT bir seri halinde yerleştirildiğinde, güç çıkışında yaklaşık %3’lük ek bir artış görülmüştür

Rüzgarla üretilen elektriğin verimliliğini artırırken kurulum ve işletme maliyetlerini düşürmeye yönelik yeni yaklaşımlar da ortaya çıkmaktadır. Örneğin; İspanyol start-up Vortex Bladeless[15], geleneksel bir jeneratöre göre daha az hareketli parçaya sahip olduğu için daha az bakım gerektiren ve kanatsız bir türbin olan girdap dökülmesi olarak adlandırılan bir girdap oluşumundan rüzgar enerjisi elde eden girdap kaynaklı titreşim rezonanslı bir rüzgar jeneratörü geliştirmektedir.

Havadan gelen yenilik

Kanadı ortadan kaldırabiliyorsanız neden kule gibi daha pahalı bir bileşene olan ihtiyacı da ortadan kaldırmıyorsunuz? Havadaki rüzgar enerjisi (AWE) tam da bunu yapıyor. AWE, rüzgar enerjisini iki ana prensip doğrultusunda kullanmaktadır. AWE rüzgâr enerjisini iki ana prensiple kullanmaktadır. Bu prensiplerden biri, rüzgar enerjisini elektriğe dönüştürmek için kanat üzerine monte edilmiş mini rüzgar türbinleri ve jeneratörleri içermektedir. Başka bir yöntemse kanadın bir bağlama ipini çekmesine ve bunun zemine kurulu bir tamburdan çözülmesiyle bir jeneratöre tahrik sağlamasıdır. Bu zeminde enerji oluşturma tekniği, bağlantının yeniden sarılmasını ve pompalama veya “yoyo” hareketine neden olmasını gerektirir[16].

Avrupa’da sektörün Airborne Wind Europe isimli kendine ait birliği var ve halihazırda daha büyük şebeke tesisleri ile çalışmaktadır. Alman şirketleri RWE Renewables ve SkySails Power, yüksek rakımlı konumlardaki rüzgarlardan yararlanmak üzere yerden 400 metreye kadar yükseklikte 120 m2’lik bir uçurtmanın uçurulacağı 200 kW’lık bir projenin yönetimine katılmayı kabul etti. Norveçli firma Kitemill AS, 30 kW kapasiteli teknolojisinin enerji üretme potansiyelini kanıtladığı ilk başarılı otonom uçuşlardan sonra ilk demo uçurtma parkını ticarileştirmeyi planladığını söyledi

Güney Kore’de Odin Energy[17], VAWT’lerden oluşan ve binaların üzerine monte edilebilen sessiz, 12 katlı bir rüzgar kulesi konseptini tanıtıyor. Şirket, bu sistemin rüzgar basıncı farklarının kullanımı yoluyla bir girdap oluşturarak rüzgar gücünden yararlandığını ve en fazla 3,5 m/sn’lik hafif esintilerden elektrik üretebileceğini söylüyor. Odin Energy, bunun mevcut rüzgar enerjisi sistemlerine kıyasla en az dört kat daha fazla elektrik üreteceğini ve ihtiyaç duydukları alanın yalnızca 80’de 1’ini işgal edeceğini söylüyor. Şirket, türünün ilk örneği olan 10 katlı bir kulenin sermaye maliyetinin yaklaşık 1,4 milyon ABD doları olacağını ve seviyelendirilmiş enerji maliyetinin (LCOE) megavatsaat başına yaklaşık 90 ABD doları olacağını tahmin ediyor[18].

Maliyetleri azaltma

Üretim ve kurulum maliyetlerini azaltmanın zorluğu, birçok şekilde ortaya çıkmakta ve türbin kanatlarından yerinde kuruluma kadar operasyonel bir rüzgar çiftliği oluşturmanın her aşamasını kapsamaktadır.

Bir rüzgar türbini için kanat üretirken, zaman ve emek açısından en yoğun süreçlerden biri de bir tapa veya nihai kanadın daha sonra kalıp yapımında kullanılacak tam boyutlu bir modelini üretmektir. Bunu aşmak için ABD Enerji Bakanlığı Rüzgar Enerjisi Teknolojileri Ofisi ve İleri Üretim Ofisi, süreci kolaylaştırmak amacıyla 3 boyutlu baskı olarak da bilinen katmanlı üretimi hayata geçirmek üzere kamu ve özel kuruluşlarla iş birliğine gidiyor.

3 boyutlu baskı, bileşenlerin sahaya taşınmasının gerektirdiği zorlu lojistik faaliyetlerinin önüne geçmek için de kullanılmaktadır. Türbin ne kadar büyükse verimlilik ve çıktı da o kadar büyüktür. Prefabrik olmaları ve daha sonra parçalar halinde sahaya götürülmeleri gerekiyorsa verimlilik ve çıktının da bir sınırı olacaktır. Örneğin ABD’de ulaşım kısıtlamaları nedeniyle tabanın genişliği 4,5 metreyi geçemez. Dolayısıyla türbinin yüksekliği 100 metre ile sınırlandırılmıştır. Bunu önlemenin bir yolu; GE Renewable Energy, çimento üreticisi LaFargeHolcim ve COBOD International’ın üzerinde çalıştığı bir proje olan sütun tabanının sahada yazdırılmasıdır[19]. COBOD, büyük ölçekli 3 boyutlu baskılı inşa teknolojisini kullanarak 10 metre yüksekliğinde 3 boyutlu baskı ile bir beton sütun tabanı üretti ancak hedef 200 metredir. Benzer taşıma kısıtlamaları rotor kanatlarını da etkiler. Burada odak noktası, 80 m uzunluğa kadar olan bileşenlerin daha kolay taşınabilmesi ve daha sonra yerinde monte edilebilmesi için karbon fiber gibi malzemelerden yapılan daha hafif kanatlar üretmektir.

Çevrenin korunması

Rüzgar enerjisi endüstrisi, rüzgar enerjisinin algısını ve uygulanabilirliğini dönüştüren önemli gelişmeler ve ilerlemeler yaşıyor. Bir zamanlar göz zevkini bozan bir şey olarak görülen rüzgar çiftlikleri, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına doğru geçişi simgeleyen turistik yerler haline geliyor.

Daha da önemlisi, jeopolitik tablodaki son değişiklikler, hükümetlere rüzgar enerjisini “iyi ama gereksiz” yerine “olmazsa olmaz” seviyesinde bir bakış açısına geçmeleri için ihtiyaç duyulan motivasyonu sağlamıştır.

Tüm bunlar yaşanırken teknolojik yenilikler ve araştırmalar da sektörün potansiyelini artırmaya devam etmektedir. Yüzer açık deniz rüzgar çiftlikleri daha derin sulara erişim için heyecan verici bir fırsat sunarken, dikey eksenli rüzgar türbinleri (VAWT) ve havadaki rüzgar enerjisi (AWE) gibi yenilikçi tasarımlar, verimliliği artırmayı ve çevresel etkiyi azaltmayı vadediyor. 3 boyutlu baskı gibi üretim tekniklerindeki ilerlemeler yalnızca maliyetleri azaltmakla kalmıyor, rüzgar enerjisinin uygulanabilir olduğu alanları da genişletiyor.

Elbette, küresel enerji hedeflerine ulaşmak adına, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandıran ve küresel enerji karışımındaki rüzgar enerjisi payını artıran daha fazla çabaya ihtiyaç vardır. Devam eden yatırımlar, politika desteği ve iş birliği sayesinde rüzgar enerjisi, sürdürülebilir ve düşük karbonlu bir geleceğe ulaşmada hayati bir rol oynayacaktır.

Bu, Abdul Latif Jameel’de taahhüt ettiğimiz bir misyondur. Öncü yenilenebilir enerji şirketimiz FRV, şu anda beş kıtaya yayılmış 50’den fazla güneş ve rüzgar enerjisi santralini işletiyor ve 2024 yılına kadar 4 GW kurulu enerji kapasitesine ulaşması bekleniyor. Şubat 2023’te, şu anda 80 MW’tan fazla çalışan, 200 MW inşa halindeki ve 1 GW’dan fazla geliştirme aşamasındaki projelerinin bulunduğu Birleşik Krallık’taki ofisini açtı. Tesis, aynı zamanda Global Batarya Mükemmeliyet Merkezine de ev sahipliği yapacaktır. Contego ve Holes Bay’deki pil enerji depolama sistemi (BESS) tesisi, MODO Energy izleme aracı tarafından hazırlanan sıralamaya göre ülkedeki en iyi performans gösteren iki pil tesisiydi[20].

Ayrıca, 800.000 eve temiz enerji tedarik etme planı ile Almanya pazarına girme niyetini de duyurdu.[21] Londra ve Almanya ofislerinin açılması, FRV’nin 2025 yılına kadar Avrupa’da 1 GW kurulu yenilenebilir enerji kapasitesine ulaşma hedefine olumlu katkıda bulunacaktır.

Bu devam eden genişlemenin bir parçası olarak, FRV bu yılın başlarında Christchurch’ün kuzeyindeki Lauriston’da 52 MW’lık bir proje olan Yeni Zelanda’daki ilk güneş enerjisi tesisini geliştirme planlarını onayladı. Hemen bunun ardından, ortak girişim ortağı Genesis Energy ile birlikte 400 MW yenilenebilir elektrik kapasitesi sağlaması beklenen üç güneş enerjisi çiftliği planları geldi.[22]

Komşu Avustralya’nın, New South Wales eyaletindeki beşinci güneş enerjisi çiftliği ve bir bütün olarak Avustralya’daki onuncu güneş enerjisi çiftliği olan, toplam 1 GW’lık güç kapasitesini temsil eden Walla Walla’daki güneş enerjisi geliştirme projesinin finansal süreci tamamlandı.

Fady Jameel
Fady Jameel
Başkan Vekili ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Abdul Latif Jameel

Abdul Latif Jameel Başkan Vekili ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fady Jameel, “Küresel enerji sektörünü dönüştürebilecek ve karbon emisyonlarımızda büyük bir fark yaratabilecek heyecan verici yeni bir enerji oluşumunun eşiğindeyiz” diyor.

“Yenilenebilir enerji sayesinde ev, ofis ve araçlarımızda kullandığımız enerjinin maliyetini düşürülebilir. İnsanlara hayatlarını kontrol etme imkanı sağlarken gelecek nesiller için de hassas ekosistemimizin korunmasına yardımcı olabilir. Rüzgar enerjisi bu heyecan verici değişikliklerin ön saflarında yer alıyor ve potansiyelini optimize etmek için elimizden geleni yapmalıyız. Ancak bu tek başına yapılamaz.”

“Rüzgar enerjisi teknolojisindeki son gelişmeler ne kadar heyecan verici olsa da rehavete kapılmamalıyız. Net sıfır, başarısız olma seçeneğimizin olmadığı bir mücadeledir. Toplumumuz ve gezegenimiz için daha parlak, daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etme çabalarımızı ikiye katlamalıyız.”

 

[1] https://www.economist.com/britain/2023/01/05/britains-offshore-wind-farms-attract-tourists

[2] https://www.energy.gov/eere/wind/next-generation-wind-technology

[3] https://www.bp.com/content/dam/bp/business-sites/en/global/corporate/pdfs/energy-economics/statistical-review/bp-stats-review-2022-full-report.pdf

[4] https://gwec.net/wp-content/uploads/2023/04/GWEC-2023_interactive.pdf sayfa 18

[5] https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/IP_22_1511

[6] https://www.epa.gov/green-power-markets/inflation-reduction-act

[7] https://www.adb.org/publications/14th-five-year-plan-high-quality-development-prc

[8] https://iea.blob.core.windows.net/assets/deebef5d-0c34-4539-9d0c-10b13d840027/NetZeroby2050-ARoadmapfortheGlobalEnergySector_CORR.pdf Sayfa 47

[9] https://www.theguardian.com/business/2023/jun/26/greenhouse-gas-emissions-from-global-energy-industry-still-rising-report

[10] https://www.economist.com/the-americas/2021/01/30/the-wind-power-boom-set-off-a-scramble-for-balsa-wood-in-ecuador

[11] https://gwec.net/wp-content/uploads/2023/04/GWEC-2023_interactive.pdf sayfa 77

[12] https://gwec.net/wp-content/uploads/2023/04/GWEC-2023_interactive.pdf s54-55

[13] https://www.nature.com/articles/s41560-021-00810-z

[14] https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S096014812100344X

[15] https://www.powermag.com/changing-winds-emerging-wind-turbine-technologies/

[16] https://www.powermag.com/changing-winds-emerging-wind-turbine-technologies/

[17] http://www.odinenergy.co.kr/jsp/eng/product/introduce.jsp

[18] https://www.greentechmedia.com/articles/read/south-korean-firm-touts-novel-vertical-axis-wind-turbine-tower-concept

[19] https://www.asme.org/topics-resources/content/6-advances-in-wind-energy

[20] https://frv.com/en/frv-inaugura-oficina-en-reino-unido/

[21] https://alj.com/en/news/abdul-latif-jameel-energys-frv-enters-the-german-market-with-plans-to-provide-almost-800000-homes-with-clean-energy/

[22] https://frv.com/en/frv-australia-and-genesis-joint-venture-secures-land-for-a-further-400-mw-of-solar-across-three-north-island-sites/