Günümüzün benzersiz refah dünyasında, yaklaşık 1,7 milyar insanın temel bankacılık ve finans kuruluşlarına erişiminin olmadığını düşünmek şaşırtıcıdır.[1] Güvenli bir şekilde para tasarrufu yapamayan, güvenli bir şekilde para borç alamayan ve en önemlisi, yoksulluk tuzağından çıkarak yatırım yapamayan bu kitle, dünya nüfusunun neredeyse dörtte birini oluşturuyor.

Para, tabii ki dikdörtgen şeklindeki kağıtlardan, yuvarlak metallerden veya bir ekrandaki rakamlardan çok daha fazlasıdır. Para özgürlük, fırsat anlamına ve bağımsızlık anlamına gelir.

BM, gelişmekte olan ülkelerdeki insanların finansal hizmetler olmadan zorluklara karşı kendilerini koruyabilmelerinin ve daha iyi bir gelecek için fon sağlayabilmelerinin mümkün olmadığını söylüyor. Ve daha geniş bir açıyla baktığımızda ise toplumların tamamının finansal güçlenmenin sağladığı geniş tabanlı ekonomik büyüme ve esneklik, iş yaratma ve geliştirme gibi gelişime yönelik faydaları kaçırdığı görülüyor.

Diğer taraftan ekonomik kapsayıcılık, katalizör etkili finansal araçlara erişimi genişleterek gelişim fırsatının ortaya çıkarılmasına ve özellikle yoksulların yaşamlarının iyileştirilmesine yardımcı olur.[2]

Temel finansal hizmetlerden yaygın olarak dışlanma, bir ileriyi görememe senaryosudur. Şunu hayal edin: Çok sayıda ülkenin insanlarının ekonomik olarak güçsüzleştirildiği, ikinci sınıf vatandaşlık döngüsünde sıkıştığı ve küresel ekonomiye katkıda bulunamadığı bir dünyada yaşıyoruz.

Kusurları olan bir para sisteminin genelde sessiz kalan kurbanlarını güçlendirmek sadece ahlaki bir konu değildir. Dünyanın finansal dayanıklılığını güçlendirmeye yardımcı olmak için gezegenin kullanılmayan ekonomik potansiyelini ve yeni bir girişimcilik dalgasını ortaya çıkarmak çok önemlidir.

Herkesin yararına daha ileri görüşlü ve şefkatli bir finansal sistem oluşturmak bizim elimizde. Bu yolculuğun ilk adımı, en azından bir anlığına kendi günlük zorluklarımızı bir kenara bırakmayı ve gelişmekte olan dünyada kaçırılan fırsatları ve yaygın eşitsizlikleri anlamayı gerektirir.

Sistemik reform, uzun vadeli iyileştirmelerin anahtarıdır

Araştırmalar, gelişmekte olan ülkelerdeki yetişkinlerin yalnızca %71’inin bir banka hesabına sahip olduğunu, bu oranın Birleşik Krallık’ta %97 ve ABD’de ise %94 olduğunu göstermektedir.[3],[4],[5]

Gelişmekte olan pazarlardaki yaklaşık 131 milyon mikro, küçük ve orta ölçekli işletmenin (MSME’ler) finansa erişimi yoktur ve bu da büyümenin bir parçası olarak hayatta kalma potansiyellerine belirgin kısıtlamalar getirir.[6] Ayrıca, finansal dışlama kadınlar, yoksullar ve küçük çiftçiler gibi savunmasız grupları orantısız bir şekilde etkiler.

Dezavantajlı olan bireylerde çalışma ve yoksulluktan kurtulmak için yatırım yapma arzusu doğal olarak vardır. Ancak, günlük bankacılık imkanları veya uygun fiyatlı sigorta hizmetlerine erişim veya yatırım pazarlarına açık yollar olmadan, iyi niyetlerle eşleşecek ve hırslı zihniyetleri ödüllendirecek bir finansal çerçeve var olamaz.

Olgun ekonomilerde yaşayacak kadar şanslı olanlar için finansal kapsayıcılığı, faturaları sorunsuz bir şekilde ödemeyi, bir aile aracına yakıt doldurmayı veya bir iş kredisi almayı mümkün kılan için bir enstrüman olarak görmek daha caziptir. Ancak gelişmekte olan ülkelerde finansal kapsayıcılık, yaşamın temel ihtiyaçlarına açılan kapıdır.

Bireysel düzeyde bu, gıdaya erişebilmek veya aç kalmak veya kirli su yerine temiz su içebilmek arasındaki farkı ifade edebilir. Toplum düzeyinde, temel bir finansal araç yelpazesi (yerleşik ekonomilerde kanıksanmış tür) daha iyi konut, hastane ve okul gibi yaşam kalitesi iyileştirme araçlarının kilidini açabilir.

Bunlar, insanların yaşam kalitesinde uzun vadeli yapısal iyileştirmeleri tetikleyebilecek hizmet türleridir. Sağlıklı, eğitimli bir kişi bir iş kurma sürecine girebilir veya toplumun tabanına hitap eden dönüştürücü bir girişimi başlatabilir; gün içindeki öncelikli odağı hayatta var olmak olan, yetersiz beslenen ve vasıfları yetersiz olan bir kişi bunu yapamaz.

Coğrafya kader demek olduğundan doğduğunuz yer çok önemlidir. Dünyada ‘banka hizmeti alamayan’ nüfusun yarısı Asya’da, %25’i Afrika’da ve %10’u Latin Amerika’da yaşamaktadır.

Bu bölgelerde erişilebilir, uygun fiyatlı finansal ürünlerin hazır bulunmasını sağlamak gerçekten devrim niteliğinde bir potansiyele sahiptir. Veriler, finansal kapsayıcılığın Hindistan gibi gelişmekte olan ekonomilerde GSYİH’yı %14’e kadar ve Kenya gibi sınır pazarlarında (sermayesi olmayan ancak doğal kaynaklar bakımından zengin olanlar) %30’a kadar artırabileceğini göstermektedir.[7]

Bu, geçmişe takılıp kalmak veya geleceğe hazır olmak arasındaki farktır; bu nedenle finansal kapsayıcılığın küresel gündemdeki yeri her geçen yıl artmaktadır.

Daha iyi bir yaşam standardının sırrı

Finansal kapsayıcılık, herkes için daha iyi ve daha sürdürülebilir bir gelecek elde etmeyi amaçlayan uluslararası kabul görmüş bir plan olan 17 BM Sürdürülebilir Kalkınma Amacından en az yedisi için zorunlu olarak kabul edilmektedir.[8]

  • Yoksulluğa son
  • Açlığa son
  • Sağlık ve kaliteli yaşam
  • Nitelikli eğitim
  • Toplumsal cinsiyet eşitliği
  • İnsana yakışır iş ve ekonomik büyüme
  • Daha iyi sanayi, altyapı ve inovasyon

Finansal kapsayıcılık, tüm bu hedeflerin ayrılmaz bir parçasıdır. Örneğin, finansa erişimin, gelişmekte olan pazarlardaki çiftçilerin operasyonlarını teknik açıdan nasıl geliştireceğini ve böylece açlığın azaltılmasına nasıl yardımcı olabileceğini; daha etkin kamu/özel sektör ortaklıklarının sağlık tesislerini nasıl iyileştirebileceğini ve kişi başına üretkenliği nasıl artırabileceğini; eğitime daha yüksek harcamanın inovasyon düzeylerini ve bunun neticesinde istihdamı nasıl artırabileceğini veya kadınlar için daha fazla finansal bağımsızlığın cinsiyet eşitliğini nasıl iyileştirebileceğini düşünün.

Gerçekten de Dünya Bankası Grubu (WBG), hepimizin tutkuyla destekleyebileceği sürdürülebilir bir hedef olan “paylaşılan refah” kavramını gerçekleştirmek için finansal kapsayıcılığı kritik bir husus olarak görmektedir.

Dijital dünya, finansal kapsayıcılığın geleceğine hükmediyor

WBG’nin Universal Financial Access 2020 girişimi,[9] diğer finansal hizmetlere erişmek için zorunlu bir gereklilik olan işlem hesapları aracılığıyla dünya genelinde parasını tutabilen, tasarruf edebilen ve çekebilen yetişkin sayısını büyük ölçüde artırmayı amaçlamaktadır.[10] Stratejileri beş temel kaide üzerine kuruludur.

  • Fintech: Ulusal politikaları finansal kapsayıcılık ile uyumlu hale getirerek, gerektiğinde teknik yardım sağlayarak ve daha iyi bir veri altyapısı geliştirerek dijital finans hizmetlerine erişimi artırmak.
  • Yetersiz hizmet alan segmentler: Telekom şirketleri, postaneler ve kooperatifler gibi geleneksel olmayan hizmet sağlayıcılarının da katılımıyla kadınlar ve kırsal topluluklar için bilgi paylaşımı stratejileri ve özel dijital finans fırsatları geliştirmek.
  • Tüketicilerin korunması: Standartlaştırılmış beyanlar, pazar davranış denetimi, veri koruma ve anlaşmazlık çözümü yoluyla bireyleri korumak için iyi uygulama ilkeleri ve kapsamlı yasal çerçeveler oluşturmak.
  • Finansal kapasite ve davranışsal içgörüler: Finansal eğitim mesajlarını mevcut programlara ve müdahalelere dahil etmek, böylece tüketicileri benzersiz sosyoekonomik ve çevresel koşulları yansıtan en uygun ürünlerle ilişkilendirmek.
  • Mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeler: Finansmana ve kişiye özel risk modellemesine erişimi artırmak için bu karmaşık ve çeşitli sektördeki verileri iyileştirmek.

WBG planı kapsamında, dünya çapında 1,2 milyardan fazla insan bir banka hesabına erişim sağlarken, 80’den fazla ülkede dijital finansal hizmetleri benimsenmiştir.[11]

Bu temel kaidelerin ötesinde WBG aynı zamanda, ülkelerin dijitalleştirilmiş devlet ödemelerini benimsemelerine de yardımcı oluyor. Bu, yalnızca elektronik işlemlerin meziyetlerini desteklemekle kalmadı, aynı zamanda maliyetlerin düşürülmesine ve yolsuzluk ve dolandırıcılığın azaltılmasına da yardımcı oldu.

Gerçekten de refah destek planlarının tüm dünyada finansal kapsayıcılığın önemli bir itici gücü olduğunu kanıtlıyor. Düşük gelirli ülkelerdeki yetişkinlerin üçte birinden fazlasının kişisel hesap açmasının öncelikli nedeni devlet ödemeleri almaktır.[12]

Örnek olmak: Finansal kapsayıcılık

Kamu sektörü, yasal ve düzenleyici çerçevelerini güçlendirerek finansal kapsayıcılığa bağlılığını göstermelidir. Politika yapıcıların, finansal altyapıların ve BİT altyapılarının amaca uygun olmasını sağlaması ise hayati önemdedir.

Küresel refah en üst düzeye çıkarılacak ve daha eşit bir şekilde organize edilecekse teknoloji burada baş rol oynayacaktır. Bazı ülkelerin başarı hikayeleri, diğer ülkelerin yerel politikalar için şablon olarak kullanabileceği stratejiler sunmaktadır.

Çin genellikle e-ticaretin öncüsü olarak kabul edilir.[13] 2003 yılındaki SARS salgını, Çin ekonomisinde dijital ödemelerin benimsenmesine yardımcı oldu. “SARS Yılı” içinde, çevrimiçi perakendeci Alibaba’nın ilk e-ticaret web sitesi Taobao’yu ve çevrimiçi ödeme portalı Alipay’i piyasaya sürdüğü görüldü. Güvenilir bir internet altyapısı ve kapsamlı kimlik sistemi uygulaması ile Çin artık, finansal kapsayıcılık için önemli temel taşlar olan dijital cüzdanlar ve ödemeler konusunda küresel bir lider olarak kabul edilmektedir.

Hindistan’daki yetkililer, daha da ileri giderek yetişkin vatandaşlarının %99’una 12 haneli benzersiz bir biyometrik kimlik vererek, çoğu yoksulluk sınırının altında yaşayan oldukça dağınık bir nüfusa sahip bu ülkede 300 milyondan fazla insanın banka hesabı açmasını sağladı.[14]

Sahra Altı Afrika’nın büyük ölçüde kırsal ortamında, cep telefonları kullanılarak finansal hizmetlere erişmeyi mümkün kılan ‘mobil para’ büyük gelişim gösterdi. Benin, Kamerun, Kongo Cumhuriyeti, Gabon, Gana, Malawi, Togo ve Zambiya’da mobil para hizmetlerini kullanan tüketicilerin yüzdesinde çift haneli bir büyüme görüldü. 2018 ve 2021 yılları arasında, mobil para hesabı sahipliği, kırılgan ve çatışmaların yaşandığı bölgelerde %70’ten fazla artarak, bireyi dış baskılardan korumada finansal katılımın önemini gösterdi.[15]

Mozambik’te, WBG tarafından desteklenen yeni bir finansal kapsayıcılık stratejisi, 2022 sonuna kadar vatandaşların %60’ının finansal hizmetlere güvenli erişimini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu oran altı yıl önce %24’tü.[16] Ve Peru’da, mikro finansa odaklanan girişimler sayesinde küçük işletmeler varlıklar inşa etmek, genişlemek ve daha fazla insanı işe almak için finansmana ulaşıyor. Nüfusun dörtte üçünün yakında kendi özel banka hesaplarına sahip olacağı umulmaktadır ve 2014’te sadece %29 olan seviyeye göre bu çarpıcı bir artıştır.[17]

Küresel bir girişim olarak finansal kapsayıcılık

Küresel refah için finansal kapsayıcılığın önemine değinen sadece Dünya Bankası Grubu değildir. 2016 yılında, G20 Küresel Finansal Kapsayıcılık Ortaklığı (GPFI) finansal kapsayıcılığa dijital öncelikli yaklaşımı teşvik eden bir dizi yeni üst düzey ilkeyi tanıttı. Bunlar arasında, yetersiz hizmet alan kırsal alanlarda finansal ve BİT altyapısı için uluslararası olarak tanınan yeni standartlar; riske karşı inovasyona dengeli bir yaklaşım; müşteri verilerinin korunmasını düzenleyen yeni koruma kuralları ve gelişmekte olan topluluklar arasında dijital ve finansal okuryazarlığı güçlendirme stratejileri yer almaktadır.

Hep olduğu gibi ihtiyaçlar icatları besler. SARS’ın e-ticaret yolculuğunda Çin’i teşvik etmesi gibi, COVID-19 pandemisi de gelişmekte olan birçok ekonomide yeni finansal teknolojinin benimsenmesini hızlandırmaya yardımcı oldu.

Türkiye’de koronavirüsün yayılmasını sınırlandırmak için uygulanan sosyal mesafe önlemleri, temassız ödemelerin bir önceki 12 aya kıyasla 2021 yılında iki katına çıkmasına neden oldu.[18] Yeniliklerin böylesine hevesle benimsenmesi Dünya Ekonomik Forumu’nu, İstanbul Finans Merkezi’ni kurmaya itti ve ülkenin yeni fintech şirketlerinin yeni ürünleri ve teknolojileri kontrollü bir düzenleyici çerçevesi olan ortamda denemeleri için bir üs sağladı.

İstanbul Finans Merkezi, Türkiye’nin fintech sektörünü destekleyecek ve büyütecektir. (Resim sahibi: İstanbul Finans Merkezi).

Türkiye, yaklaşık 86 milyon nüfusunun içinde yaklaşık 78 milyon dijital bankacılık müşterisine sahip, klasik bir finansal kapsayıcılık başarı hikayesidir. Belki de kaçınılmaz olarak Türkiye, genç ve teknoloji meraklısı bir demografik yapıya sahiptir: nüfusunun %40’ı 25 yaş altıdır ve cep telefonları %95 yaygınlık oranına ulaşmıştır.

Orta Doğu genelinde, İslami finans geleneklerinin ve uygulamalarının, gelişmekte olan finansal kapsayıcılık ortamıyla nasıl birbirine geçtiğini görmeye başlıyoruz. İslami finans, iki alternatif yol ile fonlara yaygın erişimi teşvik eder: başkalarına da fayda sağlayan, sıfır faizli krediler (genellikle ‘risk paylaşım sözleşmeleri’ olarak kabul edilir) ve yoksulluğu azaltmaya yardımcı olmak için gelirin yeniden dağıtımı araçları.[19]

Bu gelenekler, sermayenin bağımsız ve yararlı bir şekilde ekonominin çeşitli katmanlarından geçmesine yardımcı olarak toplumun daha refah sahibi kesimlerinin, finansal açıdan daha az güvende olanların karşılaştıkları zorlukları hafifletmesini sağlar. İslami finans, bunu yaparken dünya çapında topluluk düzeyinde toplumsal tabana yayılacak bir finansal kapsayıcılık için potansiyel bir model sunar.

Dijitale geçişin gerçek bir ivme kazanmasının ardından hükümetlerin ve STK’ların karşılaşacağı bir diğer zorluk, hesap sahipliğini düzenli hesap kullanımına dönüştürmektir. Hareketsiz bir hesap, bireylerin ve işletmelerin küresel finans ağına tam olarak bağlanarak sonsuz yararlar elde etmelerini engelleyen, çiçeksiz bir süslemedir.

Kullanışlılık ve verimlilik temel etkenlerdir. Artık mağazalarda alışveriş yapmak için cep telefonları kaydırılabilmekte veya taranabilmekte. Yeni nesil uygulamalar, işletmelerin cep telefonlarının kendiliğinden satış noktası sistemlerine adapte olmasını sağlayarak dünyanın dört bir yanındaki küçük ve orta ölçekli işletmelerin mal ve hizmet ödemelerini dijital olarak almasına olanak tanıyor.

Sık sık dalgalanan bir dünyada, işaretler insanı ferahlatacak kadar iyimser. Dijital teknolojinin sürekli olarak evrim geçirmesi, kamu güveninin artması ve daha fazla devlet ödemesinin elektronik hale gelmesiyle, bu gidişat daha eşitlikçi bir ekonomik ekosisteme doğru ilerliyor görünüyor.

Özel sektör, sürdürülebilir kapsayıcılığı teşvik edebilir

Gün geçtikçe sınırların kalktığı, küçülen bir dünyada yaşadığımız sık sık söylenir. Komşunuz, ticari veya kültürel açıdan, yanı başınızda veya dünyanın en uzak köşesinde yaşayabilir. Bu bağlamda, finansal dışlama için az sayıda gerekçe varken finansa erişimin genişletilmesinden herkes fayda sağlayacaktır.

Bu sadece ahlak değil aynı zamanda bir bilgelik meselesidir. Belirsizliğin arttığı bir dünyada finansal kapsayıcılık, küresel ekonomiyi sabit tutmak ve insanların yaşamlarında kalıcı iyileştirmeler sağlamak için öngörülebilir bir yoldur.

Elbette, finansal kapsayıcılığa giden yolda önemli zorluklar devam ediyor. BM, tüm dijital sistemin eşit şekilde çalışması için hükümetlerin ve özel sektörün bağlantı, siber güvenlik, veri gizliliği, dijital kimlik ve fiziksel altyapı gibi temel etkinleştirici unsurlar üzerinde daha enerjik bir şekilde işbirliği yapması gerektiğini belirtiyor.[20]

Yenilik alanındaki itibarı ve finansal yatırımlarının gücü ile Abdul Latif Jameel, özel sektör mikro finans bilmecesini çözmek için üzerine düşeni yapıyor.

Abdul Latif Jameel Finance Egypt, Mısır Uluslararası Okulları (ISE) ile işbirliği yaparak daha az erişim imkanı olan öğrencilerin kaliteli eğitime erişerek geleceklerini geliştirmelerine yardımcı oluyor. Program kapsamında öğrenciler, okul faturalarını peşin ödemek yerine aylık taksitler halinde ödeyebiliyorlar ve tüm bunları ücret veya faiz ödemeden yapabiliyor.

Abdul Latif Jameel Finance Egypt, yeni bir finansman girişimi ile ülkenin başka yerlerinde daha fazla ailenin elektrikli araçlara (EV) geçmesine ve ‘çevreyi korumasına’ yardımcı oluyor. Elektrikli araç finansman programı, geçiş yapmak ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olmak için önümüzdeki beş yıl içinde müşterilere yaklaşık 210.000 ABD dolarına yaklaşan bir kaynak sunacak.

Şu anda Abdul Latif Jameel Finance Saudi’nin bir parçası olan Bab Rizq Jameel Microfinance (BRJM), yetersiz hizmet alan pazarlara yeni finansal seçenekler getirmeye çalışıyor. BRJM’nin İslami kurallara uygun kredileri, Suudi Arabistan genelinde girişimci bireyler, aileler ve KOBİ’ler için düzenli olarak yeni fırsatlar sunuyor.

Abdul Latif Jameel ayrıca Suudi Arabistan’da yeni bir mobil uygulama nakit kredi ürününü piyasaya sürdü. Cash Jameel, müşterilerin basit bir cep telefonu uygulaması aracılığıyla kefil olmadan bir krediye başvurmalarına ve kredi almalarına olanak tanıyor. Yaklaşık 2.500 ABD doları ile 5.500 ABD doları arasındaki krediler, Suudi Arabistan’da türünün ilk finansal ürünleri arasındadır ve dakikalar içinde onaylanabilir.

Abdul Latif Jameel geçen yıl Jaroslav Gaisler’i Finansal Hizmetler ve FinTech Başkan Yardımcısı olarak atamıştır. Görevi gereği, girişimcilik ve istihdam için çeşitlilik arz eden finans fırsatlarının öneminin farkındadır. Gaisler’in fintech deneyimi, Orta Doğu ve ötesindeki finansman araçlarımızın hem kapsayıcı hem de erişilebilir olmasını sağlayacak.

Bu arada, Abdul Latif Jameel Yatırım Yönetimi Şirketi (JIMCO), çok sayıda işletmenin ve bireyin finansa erişmesini kolaylaştırıyor.

JIMCO, örneğin sosyal etki fintech şirketi FlexxPay’e yatırım yaparak MENA bölgesindeki çalışanların finansal refahını artırdı. FlexxPay, çalışanların aylık maaşları gelmeden önce zaten kazanılmış maaşlara erişmelerine olanak tanıyan bir anında ödeme platformu sağlar. FlexxPay, geleneksel ödeme döngüsüne bir alternatif sunarak, milyonlarca kişinin karşılaştığı finansal strese karşı insanlara, kimseye muhtaç olmaksızın finansal güven sağlar.

JIMCO ayrıca, şimdi satın al-sonra öde finansman teknolojisi girişimi olan Tabby’ye fon sağlanmasına da yardımcı oldu. Tabby, BAE ve Suudi Arabistan’daki müşterileri, satın aldıkları ürünler için (çevrimiçi veya mağaza içi) birden fazla taksit halinde veya ertelenmiş tek bir ödeme yoluyla ödeme yapmalarını sağlayarak güçlendiriyor ve bunların hiç biri için ekstra bir maliyet gerektirmiyor. Tabby, her iki taraf için de bir kazan-kazan çözümüdür ve 2.000’den fazla işletmenin büyümeyi hızlandırmasına yardımcı olurken, müşterilere yepyeni bir finansal esneklik ve özgürlük sağlar.

Türk fintech şirketi Figopara da işletmeleri genişletilmiş işletme sermayesi ile donatma misyonu için JIMCO’dan destek alıyor. Figopara, tedarikçilere yapılan ödeme sürelerini uzatarak ve tedarik zinciri genelinde sözleşmeleri riskten arındırarak işletme nakit akışını optimize etmede yardımcı oluyor.

Bir diğer JIMCO yatırımı da bireylerin hisse senetlerine, tahvillere ve fonlara komisyonsuz yatırım yapmasına olanak sağlamak için tasarlanmış mobil cihazlara öncelik veren hisse senedi alım satım platformu Thndr’dir. Thndr’ın abonelik tabanlı ticari hesapları, kullanıcıların Mısır Borsası’nda işlem gören işletmelere hızla yatırım yapmaya başlayabileceği ve önde gelen varlık yöneticileri tarafından işletilen Karşılıklı Fonlara abone olabileceği anlamına gelir.

Benzer şekilde, Rain, Orta Doğu’daki yatırımcıların kripto para piyasalarına erişmesini sağlıyor. Rain, kripto paranın hızlı, ucuz ve herkese açık olması gerektiğine inanıyor. Ana misyonu, müşterilerin çeşitli kağıt paraları ve kripto para birimlerini satın almalarına ve satmalarına olanak tanıyan yerel uygulamaları (iOS, Android, web) ile Orta Doğu’da uluslararası saygınlığa sahip bir kripto para borsası oluşturmaktır.

JIMCO ayrıca, finansal hizmet kurumlarını müşterilerinin banka hesaplarına güvenli bir şekilde bağlamak için geliştirici dostu yazılımlar oluşturan bir B2B platformu olan Riyad merkezli Lean Technologies’e de yatırım yapmıştır. Tamamen Açık Bankacılık ile uyumlu olan bu teknoloji, tek bir platform olan Yalın Evrensel API aracılığıyla finans teknolojisi şirketlerinin bölgedeki çok sayıda finansal hizmet sağlayıcısıyla entegre olmasını sağlıyor.

Hedefe yönelik bu yatırımlar, finansal kapsayıcılığı dünya geneline yayma yolculuğunun küçük adımlarıdır. Bu, hepimizin birlikte başlaması gereken bir yolculuktur. Finansal kapsayıcılık, ‘ödeme yapmaktan’ daha fazlasını ifade eder. Paraya erişim, özgürlüğe erişim, Güvenliğe erişim, Kendini gerçekleştirmeye erişim, Ve en çok ihtiyacı olanların daha iyi bir yaşam tarzına erişmesi anlamına gelir.

 

[1] https://www.unsgsa.org/

[2] https://www.unsgsa.org/

[3] https://www.unsgsa.org/financial-inclusion

[4] https://www.statista.com/statistics/936174/number-of-adults-with-a-retail-or-savings-bank-account-united-kingdom/

[5] https://usafacts.org/articles/who-is-the-least-likely-to-have-a-bank-account-in-the-us/

[6] https://www.unsgsa.org/financial-inclusion

[7] https://www.ey.com/en_cz/news/2018/01/improved-financial-inclusion-could-boost-global-bank-revenues-by-us-200b

[8] https://sdgs.un.org/goals

[9] https://www.worldbank.org/en/topic/financialinclusion/brief/achieving-universal-financial-access-by-2020

[10] https://www.worldbank.org/en/topic/financialinclusion/overview#2

[11] https://www.worldbank.org/en/topic/financialinclusion/overview#1

[12] https://www.worldbank.org/en/topic/financialinclusion/overview#1

[13] https://www.lazardassetmanagement.com/uk/en_uk/references/fundamental-focus/financial-inclusion

[14] https://www.moneyandbanking.com/commentary/2017/11/5/banking-the-unbanked-the-indian-revolution

[15] https://www.gsma.com/mobilefordevelopment/blog/findex-2021-data-why-mobile-money-is-now-a-mainstream-financial-service/

[16] https://www.worldbank.org/en/topic/financialinclusion/overview#3

[17] https://www.worldbank.org/en/news/feature/2015/08/05/peru-launches-national-financial-inclusion-strategy-to-expand-financial-inclusion

[18] https://www.weforum.org/agenda/2022/05/new-technologies-improve-financial-inclusion/

[19] https://www.weforum.org/agenda/2022/05/new-technologies-improve-financial-inclusion/

[20] https://www.unsgsa.org/financial-inclusion