Sürdürülebilir enerji, iklim sorununa bir çözüm sunuyor mu?
Medeniyet, her geçen yıl daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu, kolayca karşılanacağına dair hiçbir belirti göstermeyen, doyumsuz bir taleptir.
Son rakamlar, küresel enerji tüketiminin her yıl %4’e yakın bir hızla arttığını gösteriyor.[1] Ve henüz enerji talebinin en üst noktasının yakınında bile değiliz. Küresel elektrik tüketiminin önümüzdeki üç yıl içinde benzersiz bir şekilde 3.500 TW/sa artması bekleniyor; bu rakam, dünyanın yıllık enerji faturasına Japonya büyüklüğünde bir ülke eklemeye eşdeğerdir. Toplumlarımız yüzyılın ortalarına kadar evlerimize, endüstrilerimize ve ulaşım sistemlerimize güç sağlamak için 59.000 TW/sa ile 72.000 TW/sa arasında ya da kabaca mevcut tüketimin iki katı kadar daha fazla enerji tüketecek.[2]

2025’in en sıcak yıllardan biri olarak rekor kırması[3] ile hızla artan enerji talebi gerçeğini akıllıca ve sürdürülebilir bir şekilde yönetmemiz kritik önem taşıyor.
Önümüzde gerçek zorluklar var. 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmak için önümüzdeki yıllarda yıllık 4 trilyon ABD doları tutarında harcama gerekecektir[4]. Ancak sürdürülebilir enerji geçişinin kazandıracakları da aynı derecede zengin; potansiyel olarak milyonlarca yeni iş, küresel bir ekonomik patlama ve herkesin elektriğe erişimi elde edebileceğimiz olumlu sonuçlar.
Güneş ve rüzgâr, iklim mücadelesine yeniden enerji verecek mi?
Umut verici bir şekilde, sıfır karbonlu enerji sistemine küresel geçişimizi sağlamak için gereken teknolojilerin çoğu, başta güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi çözümleri olmak üzere, piyasada zaten mevcut ve faal durumda.
Bu teknolojiler birlikte, yaşam biçimimiz üzerinde dramatik bir etki yaratıyor. Küresel yenilenebilir enerji kapasitesi 2019’dan bu yana tüm teknolojilerde keskin bir şekilde arttı ve gelecekte de artmaya devam edecek. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA’nın) Yenilenebilir Enerjiler 2025 Raporu, önümüzdeki 10 yıl içinde küresel yenilenebilir enerji kapasitesinin iki katına çıkacağını ve yaklaşık 4.600 gigawatt (GW) artacağını öngörüyor.[5] Tüm yeni ilavelerin %96’sını birlikte güneş ve rüzgâr oluşturacak.

Bu hikâye nerede gelişiyor? Neredeyse her yerde. Çin, bu yenilenebilir enerji büyümesinin yaklaşık %60’ını sağlayacak ve şu anda önerilen 2035 güneş ve rüzgâr hedeflerini vadedilen tarihten beş yıl önce karşılaması planlanıyor.[6] Ancak sürdürülebilirliğe giden bu yolda yalnız değil. Yüksek ihale hacimleri ve çatı üstü güneş paneli satışlarındaki patlamayla ivme kazanan Hindistan, yenilenebilir enerji kapasitesini 2030’a kadar 2,5 katına çıkarmaya hazırlanıyor. Ülke, bu süreçte dünya genelinde yenilenebilir enerjinin en çok büyüyeceği ikinci bölge konumuna gelecek. Yeşil enerji üretimi, Suudi Arabistan’daki hızla artan güneş enerjisi kapasitesi nedeniyle MENA bölgesinde de hızlanırken, Avrupa’da çok sayıda büyük bütçeli enerji satın alma anlaşması (PPA), şebeke ölçeğindeki yenilenebilir projelerde artışı körüklüyor.
Faydaları ölçülebilirdir; özellikle de yüksek kirlilik yaratan alternatiflerini giderek daha fazla terk etmemiz bunu açıkça gösteriyor. 2010’dan bu yana yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması sonucunda ülkelerin kömür ve doğal gaz ithalatları sırasıyla 700 milyon ton ve 400 milyar metreküp azalmıştır.[7]
2030 yılına kadar yenilenebilir enerji, mevcut pazar payının iki katı olan küresel elektrik arzının neredeyse %30’unu oluşturacak.[8]
Yapay zekânın devam eden evrimi, değer zinciri boyunca makine öğreniminin sunduğu faydalar sayesinde bu geçişi daha da hızlandıracak: Hava koşullarından enerji verimini en üst düzeye çıkarmak için daha verimli güneş panelleri ve türbinler tasarlamaya; operasyonları optimize etmeye ve enerji dağıtımını elektrik şebekelerine göre dengelemeye; hatta yeni güneş paneli dizileri ve rüzgâr santrallerinin daha hızlı inşasına ve kurulumu için robotlar oluşturmaya kadar tüm alanlarda bu etkileri göreceğiz.
Bu gelişmelerin bazıları ise geleceğe yöneliktir. Bununla birlikte, zaten elimizde olan teknolojiyle bile, güneş ve rüzgârın durdurulamaz güçleri hepimiz için daha yeşil bir geleceği şekillendirecek gibi görünüyor.
Küresel ısınma geri sayan bir saat gibi işlerken, harekete geçmemiz için üzerimizdeki baskı yoğun. İşaretler olumlu; özellikle temiz enerji geçişinin parlayan yıldızı, Güneş enerjisi için.
Güneş enerjisinin geleceği parlak mı?
Güneş enerjisinin günümüz ile 2030 arasındaki tüm yeşil enerji büyümesinin yaklaşık %80’ini sağlaması bekleniyor.[9] Küresel fotovoltaik (PV) kapasitesinin önümüzdeki beş yıl içinde iki katından fazla artacağı öngörüsü, medyanın felaket boyutundaki iklim değişikliği manşetleriyle çalkalandığı bu zamanda adeta bir umut ışığı oluyor.[10]

Bu güven yersiz bir güven değil; güneş enerjisindeki artış, aşağıdakiler gibi örtüşen bir dizi faktörle güçleniyor: Çin’in daha ucuz fotovoltaik üretim maliyetleri, yerel ve ulusal yönetimler genelinde sadeleştirilmiş izin prosedürleri ve toplumların güneş tarlalarına duyulan acil ihtiyacı daha kapsamlı bir şekilde kabul etmesi.
Daha küçük kapasitelerle konuşlandırılan fotovoltaik kurulumları (konut ve ticari mülklerdeki şebeke dışı projeler), gelişmekte olan bazı ekonomilerde artan elektrik perakende fiyatları ve nedeniyle genel güneş enerjisi genişlemesinin %42’sini oluşturacaktır. Güneş enerjisine yatırım yapmak hiç bu kadar uygun maliyetli olmamıştı: Güneş paneli fiyatları, istikrarlı malzeme tedariki ve pazarda daha fazla rekabet sayesinde 2023’ten bu yana Çin’de yaklaşık %60 oranında düştü ve hem yurtiçi hem de kurumsal müşteriler için uygulanabilir bir seçenek haline geldi.[11]
Giderek daha fazla ülke, birbirini takip eden COP iklim konferanslarında üzerinde anlaşılan ve emisyonları azaltmaya yönelik bireysel taahhütler olan Ulusal Katkı Beyanları (NDC’ler) aracılığıyla güneş enerjisine geçişe yasal destek sağlıyor. NDC’lere yapılan son eklemeler, önceki taahhütlerin önemini artırmıştır. Örneğin Birleşik Krallık, güneş enerjisi kapasitesi için ilk hedeflerini belirlerken (rüzgârla birlikte %24 artış), Vietnam mevcut fotovoltaik taahhütlerini ikiye katladı. Hindistan, tüm konuşlandırılmış güneş sistemlerinde yatırım maliyetlerinin %60’ı için sübvansiyon sağlamayı kabul etmiştir.[12]
Güneş enerjisi hiç bu kadar revaçta olmamıştı ve 2025, şebeke ölçeğindeki PV pazarındaki mega anlaşmalar için parlak bir yıl olduğunu kanıtladı.
- Suudi Arabistan, beş güneş çiftliği de dahil olmak üzere ekstra 15 GW yenilenebilir kapasite için 8,3 milyar ABD doları tutarında büyük bir yenilenebilir enerji yatırımını açıkladı.[13] ACWA Power tarafından yönetilen bir konsorsiyum, Asir’deki Bisha Projesi ve Madinah’taki Humaij Projesi gibi tesisleri geliştirecektir.
- Hindistan, yoğun saatlerdeki talebi karşılamak ve şebeke istikrarını desteklemek için 1,8 GW güneş enerjisine sahip 2,57 milyar ABD doları tutarında yeni bir hibrit enerji projesi duyurdu. Doğu Hindistan eyaleti Andhra Pradesh’te yer alacak olan ReNew Energy Global programı, ülkenin 2030 yılına kadar 500 GW temiz enerji hedefine ulaşmasına yardımcı olacak.[14]
- Butan, Reliance Power ile devlete ait Green Digital arasındaki 500 MW’lık ortaklık olan bugüne kadarki en büyük güneş enerjisi projesini açıkladı. Yaklaşık 240 milyon ABD doları değerindeki anlaşma, Butan’ın enerji bağımsızlığı elde etmesine yardımcı olacak ve Reliance Power’ın toplam güneş enerjisi proje hattını yaklaşık 2,5 GW’a çıkaracak.[15]
- ABD’de bile, siyasi engellere rağmen, enerji şirketi Enbridge, teknoloji devi Meta tarafından kısmen finanse edilmiş olan Teksas’taki 600 MW’lık yeni Clear Fork güneş enerjisi projesine 900 milyon ABD doları yatırım taahhüdünde bulundu.[16]
2025’e kadar hızlanmaya devam eden teknolojik atılımlar muhtemelen güneş enerjisiyle çalışan bir dünyaya geçişi hızlandıracaktır.
Kristalin silikondan bu yana fotovoltaik teknolojisinde potansiyel olarak en etkili atılım olan Perovskit güneş hücreleri nihayet ticari üretime giriyor. Perovskit bileşikleri, ışığı yakalamak için baz malzeme olarak kalay veya kurşun halojenürler kullanır. Son derece verimli, esnek ve hafif olan bu hücreler panellerde veya pencerelerde eşit olarak kullanılabilir ve böylece panel üretilmini geleneksel sert silikon bazlı güneş hücrelerinden daha ucuz hale getirmektedir. Tandem güneş hücreleri de popülerlik kazanıyor. Bunlar, tek malzemeli tasarımlardan daha geniş ışık spektrumlarını absorbe etmek için farklı fotovoltaik malzemeleri farklı ‘bant aralıkları’ (enerji aralıkları) ile katmanlar. Birleşik Krallık’taki Oxford PV, geleneksel monokristal panellerden %20-%23 daha fazla kapasite sunan %24-%27 verimlilik oranlarıyla tandem perovskit-silikon hücreler üretmeye başladı. Kontrollü koşullarda yapılan deneyler, peroksit-silikon verimliliğinin %33’ü de aşarak çok daha yüksek seviyelere ulaştığını gösteriyor.[17]
Çift taraflı (iki yüzlü) paneller, birim maliyetlerinde sağladığı düşüşler nedeniyle yeni güneş enerjisi kurulumları için hızlı bir şekilde varsayılan seçim haline geliyor. Panellerin arka yüzeyindeki zemin yansımasından güneş ışığını yakalayacak şekilde tasarlanan bu tür çift taraflı sistemler, yapılandırmaya bağlı olarak yakalanan enerji miktarını %5 ila %30 arasında artırabilir.[18]
Bu gelişmeler ve daha fazlası, güneş enerjisinin parlak bir geleceğe sahip olmasını sağlıyor. Ancak bu, iklim değişikliğini durdurmak için gereken ölçekte küresel enerji geçişini tek başına gerçekleştiremez.
Neyse ki, rüzgar enerjisi de kendini doğanın amansız bir gücü olarak gösteriyor.
Rüzgar enerjisi Tüm beklentileri aşıyor mu?
Rüzgar enerjisi devrimi sadece laf değil; dünyanın dört bir yanında dikkatleri üzerine çekiyor.
Güneş panelleri nasıl hızla yayılıyorsa, türbinler de hem karada hem de denizde aynı şekilde yayılıyor. Rüzgar çiftlikleri 2025 yılında yaklaşık 155 GW’lık yeni kurulum gerçekleştirdi ve 2027 yılına kadar ek küresel enerji kapasitesinin yaklaşık üçte birini sağlaması bekleniyor.[19],[20]
On yılın sonuna gelindiğinde küresel rüzgar enerjisi kapasitesi iki katına çıkarak 2.000 GW’ın üzerine ulaşacak ve yıllık kapasite artışlarının 2030 yılına kadar yılda neredeyse 200 GW’ı bulacağı tahmin ediliyor.

Çin ve AB gibi enerjiye aç ekonomiler; inşaat maliyetleri, uzun izin süreçleri ve kamuoyu algısı gibi sektörün kronikleşmiş sorunlarını çözdükçe, rüzgar enerjisi yatırımları daha da hız kazanacaktır. Ayrıca, rüzgar türbinlerinin manyetik bileşenleri için hayati önem taşıyan nadir toprak mineralleri için rekabetin artması neticesinde, ülkeler de tedarik zincirlerindeki eksikliklerle mücadele etmeye başlıyor.
Örneğin AB, neodim ve praseodimyum ithalatına büyük ölçüde bağımlıdır. Bu iki mineral türbin üretimi için hayati öneme sahiptir ve Çin şu anda tüm yatakların %69 ila %74’ünü kontrol etmektedir.[21] Buna karşılık, AB gelecekteki tedarikleri güvence altına almak için Birleşik Krallık, Japonya, Avustralya ve diğer ülkelerle yeni bir kritik mineral ittifakına öncülük etmektedir.[22] Bu esnada ABD, nadir toprak elementlerinde daha fazla bağımsızlık elde etmek amacıyla; 10 milyar ABD doları tutarında bir ABD İhracat-İthalat Bankası kredisi ve 1,67 milyar dolarlık özel sermaye ile finanse edilen, 12 milyar dolar değerinde yeni bir kritik mineraller stoku projesinin, Project Vault, ana hatlarını belirledi[23]
Her ne kadar kamu hizmeti ölçeğindeki türbin projelerini devreye alma hızı dünya çapında farklılık gösterse de trendler sektörün rüzgarı arkasına aldığını gösteriyor. IEA, kısa süre önce Avrupa için 2030 rüzgar enerjisi tahminini %10 oranında artırdı; bu artış, yeni açıklanan bir dizi ulusal stratejiden kaynaklanıyor.[24] Örneğin Almanya yeni projelerin lisanslama süreçlerini kolaylaştıracak reformları devreye soktu; Türkiye yepyeni bir ihale kapasitesi planladı; İspanya ise şebeke bağlantısı halihazırda onaylanmış olan ileri aşamadaki ek projelerin rüzgarıyla daha yüksek bir büyüme öngörüyor.
Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomilerde milyarlarca dolar değerindeki rüzgar projelerinde bir artışa tanık oluyoruz.
- İskoçya, kilit önemdeki bir sözleşme üzerinde anlaşma neticesinde kıyılarında yeni kurulacak olan açık deniz rüzgar çiftliği ile Ocak 2026’da önemli bir adım attı. SSE tarafından inşa edilen Berwick Bank projesi, yaklaşık altı milyon eve elektrik üretmek için yeterli olan 307 adede kadar yeni türbinden oluşacak.[25] 4,1 GW kapasiteli bu proje tamamlandıktan sonra dünyadaki en büyük rüzgar çiftliklerinden biri olacak. Genel olarak, Birleşik Krallık hükümeti, mevcut fon miktarını yaklaşık 30 milyar ABD dolarına çıkararak sekiz yeni açık deniz rüzgar çiftliği için sözleşme yapmıştır.[26]
- Avrupa’da EnBW’nin Almanya’daki 960 MW He Dreiht açık deniz rüzgar çiftliği, Kasım 2025’te şebekeye enerji beslemeye başladı. Borkum adasının kuzeybatısında planlanan 64 türbinin neredeyse yarısı artık faaliyette; her bir 15 MW’lık aygıtın tek bir dönüşü, günde dört eve yetecek kadar güç sağlıyor.
- Orta Doğu’da Suudi Arabistan, Riyad Eyaleti’ndeki 1,5 GW Dawadmi Rüzgar IPP Tesisi için sözleşmeler yaparak rekor kırdı. kW/sa başına 1,33803 ABD sent maliyetiyle çalışan bu rüzgar çiftliği, rüzgardan bugüne kadar üretilen en ucuz elektriği sağlayacak.[27] Kurak koşullar için özel olarak tasarlanan türbinler, Suudi Arabistan’ın on yılın sonuna kadar enerjisinin yarısını yenilenebilir kaynaklardan sağlama çevresel hedefi olan Vision 2030 hedefine ulaşmasına yardımcı olacak.
- İleriye bakıldığında, batı yarımküredeki en büyük yenilenebilir enerji projesi olan ABD, New Mexico’daki 3,65 GW SunZia Wind projesinin 2026 yılında devreye girmesi planlanıyor.[28] 916 türbini bünyesinde barındıran bu rüzgar çiftliği, üç milyon kişiye yeterli enerji sağlayacak ve tam kapasiteyle faaliyete geçtiğinde yaklaşık 20,5 milyar ABD doları değerinde ekonomik fayda sağlaması bekleniyor.
Teknolojik gelişmelerin üretimi daha da artırması ve finansal getirileri güvence altına almasıyla birlikte rüzgâr enerjisi, yatırımcılar açısından çok daha cazip hale gelecek.
Yapay zeka ve dijital ikiz teknolojilerinin rüzgar santralleri için dönüştürücü olduğu kanıtlanıyor; bu teknolojilerin 2025 yılında operasyonel duruş sürelerini %60 oranında azalttığı ve denetim maliyetlerini %22 oranında düşürdüğü bildiriliyor.[29] Arızaları öngörmek ve bakım takvimini buna göre ayarlamak isteyen tesis işletmecileri; canlı sensör verileri ve makine öğrenimi destekli tahmini analiz yazılımlarıyla beslenen sanal türbin modelleri, yani dijital ikiz teknolojisinden her geçen gün daha fazla yararlanıyor.
Diğer rüzgar teknolojisi ilerlemeleri doğası gereği dijital değil fizikseldir. Mayıs 2025’te Çinli mühendisler, tayfuna dayanıklı MySE 18.X-20 MW kapasiteli açık deniz türbini ile yeni rekorlar elde etti. Rotorları 260-292 metre çapındadır ve 150 km/sa rüzgarlara dayanabilir, yılda 80 milyon kW/sa üretebilir ve bu süreçte 66.000 ton CO2 salımını telafi edebilir.[30] 310 metreye ulaşan uzunluktaki rotorlar için prototipler mevcuttur ve gelecekte daha da büyük performans dönüm noktaları vaat etmektedir.
Dünyanın rüzgâr açısından en zengin noktalarından bazıları, deniz tabanına sabitlenen kurulumların sınırları nedeniyle genellikle 60 metre su derinliğiyle kısıtlı olan geleneksel açık deniz alanlarına kıyasla, denizin çok daha açıklarında yer almaktadır. Yüzer platformların arkasındaki teknoloji gelişmeye devam ederken, böyle yüksek rüzgârlı sahaların daha fazlası rüzgar santralleri için uygulanabilir hale geliyor.
Şu anda üç yüzer platform teknolojisi hakimiyet için yarışıyor: Dik durabilmek için duba sistemlerinden yararlanan yarı batık üniteler; denge sağlamak adına derin su çekimli silindirik yapılar kullanan tek sütunlu platformlar ve stabilite için gergin bağlama halatları kullanan gergin ayaklı tasarımlar. Bu atılımlardan yararlanan Çin devletine ait CRRC, 2025 yılında Shandong Eyaleti’nde 151 metrelik bir göbek yüksekliğine sahip 20 MW’lık bir ünite olan dünyanın en büyük yüzer açık deniz rüzgâr türbinini kurdu.[31] Benzer şekilde derin deniz uygulanabilirliğini gösteren Buchan Offshore Wind konsorsiyumu, Aberdeenshire’ın kuzeydoğusunda 1 GW’lık yüzer bir rüzgâr çiftliği için planlama izni almak üzere İskoçya hükümetine başvurmuştur. 1,23 milyar ABD doları tutarındaki projede 70 türbin yer alacak ve 2033 yılında şebekeye bağlanması bekleniyor.[32]
Yüzer rüzgâr santrallerinin büyük bir büyüme göstermesi bekleniyor; 2030 yılına kadar yaklaşık 4,1 GW kapasitenin faaliyete geçmesi, 2040 yılı itibarıyla ise bu kapasitenin 56,2 GW’a yükselmesi öngörülüyor.[33]
Hava koşullarına bağlı olan rüzgâr ve güneş gibi değişken yenilenebilir enerji kaynakları, fosil yakıt eşdeğerleri gibi kontrol edilebilir enerji üretimi sağlamaz. Güneş parlamadığında veya rüzgâr hızları düştüğünde ne yapmalı? Her şeye rağmen hayat devam etmelidir. Topluluklarımızın kalbindeki evlere ve endüstrilere enerji tedarikini sürekli garanti etmek istiyorsak, doğal unsurlardan elde edilen enerjiyi etkili bir şekilde depolamalıyız.
Neyse ki bu, gerçekleştirme konusunda giderek daha ustalaştığımız bir görev.
Pil ile enerji depolama sistemleri, enerji açısından zengin bir gelecek sağlayabilir mi?
Modern toplumun çalışması için 7/24 enerjiye ihtiyacı var ve yeşil enerjiyi verimli bir şekilde depolamanın tek yolu şebeke ölçeğinde pil sistemleri. Pil ile Enerji Depolama Sistemleri (BESS) finansal açıdan mantıklıdır: Yalnızca Birleşik Krallık’taki sofistike bir ağın, 2050 yılına kadar 40 milyar sterlin tasarruf sağlayacağı tahmin ediliyor.[34] Bu, çevre ve ekonomi için iyi bir haber.
Şebeke ölçeğinde lityum piller, dünya çapında tüm sera gazı emisyonlarının %40’ından fazlasını oluşturan enerji sektörüne yenilenebilir enerjinin yaygın entegrasyonu için kilit öneme sahip.

Zaman çok önemli: IEA’nın 2025 Global Enerji Değerlendirmesi’nde Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu ve Hindistan’da doğal gaz tüketimindeki artışın etkisiyle enerjiyle ilgili karbon emisyonlarının rekor seviye olan 37,8 gigaton CO2 seviyesine ulaştığını gösteriyor. [35]
Açıkçası, radikal eylemler gerekli ve BESS öne çıkan bir çözüm.
Lityum piller BESS pazarında yaklaşık %90 paya sahip. Lityum iyonlarını elektrotlar arasında aktararak; depolama için katot olarak lityumlanmış metal oksitleri ve çıkarma için anot olarak karbonu kullanarak çalışırlar. Lityum Demir Fosfat (LFP) kimyaları, daha düşük maliyetler, daha uzun ömür ve daha iyi güvenlik (üstün kimyasal, termal ve yapısal kararlılık ile) sayesinde öne çıkmaktadır.[36] Tek bir 40 MW/sa’lik pil, yaklaşık 400 saatlik şebeke tıkanıklığını önleyebilir ve yaklaşık 2 milyon ABD doları tutarında yakıt tasarrufu sağlayabilir.[37] Modern BESS üniteleri, maksimum verimlilik için enerji depolama ve şebekeye verme işlemlerinin en uygun modelini koordine etmek üzere yapay zeka destekli yazılım kullanır.
Teknolojik iyileştirmeler ve ölçek ekonomileri, tamamen kurulu bir BESS projesinin fiyatının 2010 ile 2024 yılları arasında %93 düşerek 2.571 ABD$/kWsa’ten 192 ABD$/kWsa’e gerilediğini gösterdi.[38] Bu süre zarfında BESS sistemlerinin küresel olarak toplam depolama kapasitesi sıfırdan 169 GW/sa’e muazzam bir şekilde yükselmiştir.

Yüksek performansın garanti edilmesi ve teknolojinin daha yaygın hale gelmesiyle, bazı çalışmalar lityum-iyon pil endüstrisinin 2030 yılına kadar 4,7 TW/sa kapasiteye ve 400 milyon ABD dolarının üzerinde finansal değere ulaşacağını öne sürmektedir.
BESS dağıtımı, yoğun bir şekilde anlaşmaların yapıldığı 2025 yılında kanıtlandığı üzere küresel bir olgudur.
- Çin’de, iddialı bir 18 GW’lık yeni şebeke ölçeğinde BESS kapasitesi Aralık ayında devreye alındı ve o yıl dünya çapında devreye alınan toplam kapasitenin yaklaşık dörtte biri civarındaydı.[39]
- Kasım ayında Hindistan’da Adani Group, şirketin Gujarat’taki Khavda güneş enerjisi parkı sahasında amiral gemisi 1,1 GW BESS sisteminin inşasına başladı.[40]
- Şili’de, bağımsız enerji üreticisi Grenergy, ülkenin kuzeyindeki Oasis de Atacama güneş enerjisi depolama projesinde 3,5 GW BESS projesini finanse etmeye yardımcı olmak için 270 milyon ABD doları tutarında finansman sağladı.[41]
- Ve Orta Doğu’da BYD, Suudi Arabistan’daki beş tesis arasında bölünmek üzere 12,5 GW/sa BESS kapasitesi için Suudi Elektrik Şirketi ile büyük bir anlaşma imzaladı.[42]
BESS ivmesinin çoğu Avrupa’da bulunuyor. Mevcut planların hayata geçmesi durumunda, bugün ile 2050 yılı arasında kıta genelinde en az 95 GW yeni şebeke ölçekli BESS tesisi inşa edilecek. Bu rakam, daha 2023 yılı itibarıyla kümülatif şekilde kurulmuş olan 5 GW kapasiteyi gölgede bırakacak ve toplamda 70 milyar avronun üzerinde yatırıma karşılık gelecek.[43]
Avrupa’nın pil depolama sektörü, ilerici bir politika ortamı tarafından desteklenmektedir. AB’nin REPowerEU planı, birkaç BESS projesi de dahil olmak üzere 800 milyon € değerinde temiz enerji altyapısı yatırımlarını özetliyor. Bu arada Avrupa Komisyonu’nun Net Sıfır Endüstri Yasası, pillerin yerel üretimini teşvik ederek BESS’in daha geniş kitlelerce benimsenmesini özendirmeyi amaçlamaktadır.
Güneş, rüzgâr ve BESS teknolojileri gibi karbon emisyonsuz enerji projeleri etrafındaki bu büyük hareketlilik, gezegenimizin temiz enerji geleceğini güvence altına almada özel sektörün ne kadar önemli olduğunu açıkça gösteriyor.
Özel sektör küresel ilerlemeye enerji verebilir mi?
Veriler, yenilenebilir enerjinin 2050 yılına kadar küresel enerji bileşiminin %61 ila %67’sini sağlama potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.[44] Bu, günlük yaşam deneyimimizde somut farklılıklar anlamına gelecektir: Daha temiz hava, daha bereketli üretim ve daha iyi iş olanakları. Bu yüzde aralığının üst sınırına ulaşmamızı sağlamak, hem ulus devletler arasında hem de kamu ve özel sektörlerin birlikte çabasını gerektirecektir.

Bu yolculukta mutlaka engeller olacak. Amerika Birleşik Devletleri’nde federal araziler üzerindeki yeni rüzgâr ve güneş enerjisi anlaşmalarına getirilen kısıtlamalarla birlikte yeşil enerji projelerine yönelik vergi teşviklerinin kademeli olarak kaldırılması, yurt içi yenilenebilir enerji büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edilmesine neden oldu. Benzer şekilde, Çin’in yeni yenilenebilir projeler için sabit tarifelerden ihale modellerine geçmesi, kendi yeşil enerji seyrini kısıtlama tehdidi oluşturuyor. Tedarik zinciri baskıları, şebeke entegrasyonunun karmaşıklığı ve finansman için rekabet ile birlikte, net sıfır enerjiye geçişimizin kaçınılmaz olduğunu varsaymak yanlış olacaktır.
Sektör liderleri, genellikle yüksek maliyetlerle gelen yeşil enerji projeleri için finansman sağlama konusunda yaratıcı olmalıdır. Sektör genelinde çeşitli finansman stratejileri ortaya çıkmıştır.
Hükümet hibeleri ve sübvansiyonları, öngörülebilir gelir akışları sağlayan Birleşik Krallık Fark Sözleşmeleri (CfD) programı ve sermayeyi sürdürülebilir projelere yönlendiren AB’nin Yeşil Mutabakatı gibi girişimlerle birlikte en doğrudan seçenekler arasındadır. Özel sermaye ve girişim sermayesi, özellikle etik yatırım ve çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) ilkeleri kavramları küresel gündemde yükseldikçe, başlangıç aşamasındaki projelerin hızla ölçeklendirilmesine yardımcı olabilir. STK’lar, çok taraflı kalkınma bankaları (MDB’ler) ve kalkınma finansmanı kurumları (DFI’lar), gelişmekte olan ekonomilerde yeşil enerji programlarına nakit akışını yönlendirmeye yardımcı olabilir; Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve Avrupa Yatırım Bankası (EIB), gelişmekte olan ülkelere kredi ve garanti sunma konusunda özellikle aktif. Yeşil tahviller, şebeke ölçeğindeki altyapı projeleri için güçlü bir borçlanma aracı niteliği taşıyor; Dünya Bankası gibi kuruluşlar, varlık yönetim şirketleri ve emeklilik fonlarının tercih ettiği düşük riskli seçenekler sunuyor. Orta ölçekli projeler, Thrive Renewables veya Ecoligo gibi kitlesel fonlama/topluluk yatırım kanalları aracılığıyla bağımsız yatırımcılardan bile sermaye bulmaktadır.
Enerji Satın Alma Anlaşmaları (PPA’lar) özellikle güçlü bir finansman aracı olduğunu kanıtlamıştır. Enerji satın alma anlaşmaları (PPA’lar), enerji üreticileri ile kamu hizmeti şirketleri arasındaki sözleşmeli anlaşmalar yoluyla yatırımcı dostu uzun vadeli gelir güvencesi sunar; kamu hizmeti şirketleri, elektriği önceden belirlenmiş bir süre boyunca belirli bir fiyattan satın almayı kabul eder.
Jameel Energy enerji geçişini nasıl destekliyor?
Enerji satın alma anlaşmaları (PPA’lar), Jameel Energy tarafından desteklenen birçok temiz enerji projesinin finansal temelini oluşturur. Abdul Latif Jameel’in 2015 yılında FRV’yi satın almasının ardından yapılan yatırımlar ve genişleme çalışmaları sayesinde şirket, dünya çapında sürdürülebilir enerji pazarının önemli oyuncularından biri hâline gelmiştir.

FRV bugün sektörün en önemli oyuncularından biri ve Abdul Latif Jameel’in amiral gemisi yenilenebilir enerji işletmesidir. FRV, şu anda faaliyette olan (geliştirme ve inşaat projeleri de dahil olmak üzere 4 GW’ın üzerine çıkan) ve dört kıtaya yayılan 3 GW’tan fazla yeşil enerjiyi yönetmektedir.
FRV, dünya genelinde yeni enerji projelerinden oluşan bir proje hattını hayata geçirmeye devam ediyor. Şubat 2026’da, İspanya’nın Merida kentinde 2,8 milyar avroluk yeni bir veri merkezi inşa etme planlarını açıkladı. Doğrudan enerji altyapısına 700 milyon avro yatırım yapılacak ve elektriğin %80’inden fazlası yenilenebilir öz üretimden gelecek olan Lusitanus veri merkezi, Avrupa’daki en büyük ve teknik olarak en gelişmiş endüstriyel projelerden biri olacak.
2025 yazında, Ermenistan’ın en büyük tesisi olan FRV’nin Masrik-1 55 MW PV tesisi faaliyete geçti. Ermenistan Elektrik Şebekeleri CJSC ile bir enerji satın alma anlaşması (PPA) aracılığıyla ulusal şebeke üzerinden dağıtılan enerji, 20.000’den fazla eve enerji sağlayacak ve yılda 54.000 ton CO2 emisyonunu önleyecektir.
FRV, özellikle Avustralya’da oldukça aktif bir rol üstlenmiş durumda; FRV Australia’nın bugüne kadarki en büyük projesi olan Walla Walla, Ekim 2025’te faaliyete geçti. New South Wales’de (NSW) bulunan 605 hektarlık bir alana kurulu 300 MW kapasiteli güneş çiftliği, FRV’nin Microsoft ile 15 yıllık enerji satın alma anlaşması kapsamındadır.

FRV Avustralya, aynı ay içinde Yeni Zelanda’nın North Island bölgesinde 450 hektarlık Rangitīkei güneş çiftliği geliştirmesini duyurdu. Proje, 45.000 eve yetecek kadar yaklaşık 350.000 MW/sa yıllık üretime ulaşmaya ve inşaat sırasında 250 yeni iş yaratmaya hazırlanıyor.
FRV, BESS yeteneklerini geliştirmek için ne yapıyor?
FRV, sürekli olarak yenilik ve yatırım yaparak yeni Pil ile Enerji Depolama Sistemi (BESS) projelerini duyuruyor veya ilerlemesini sağlıyor. Birleşik Krallık’taki tesisler arasında Holes Bay, Dorset; Contego, West Sussex ve Clay Tye, Essex bulunmaktadır. Şirket Madrid, İspanya’da bir BESS Mükemmellik Merkezi kurmuştur ve Avrupa, Avustralya ve Latin Amerika genelinde BESS tesislerini tanıtmak için özel sektör çabalarına öncülük etmektedir. FRV Avustralya ise Victoria eyaletinde Terang’da bir BESS tesisi ve Queensland eyaletinde Dalby’de hibrit bir enerji santralini işletiyor.
Şu anda Şili’de inşaat halinde olan Tarapacá hibrit enerji istasyonu, fotovoltaik üretimi ve pil ile depolama arasında paylaşılan 504 MW’lık bir zirve enerji çıkışı ile bugüne kadarki en büyük projesidir. 461 hektarlık tesis, 250.000 eve elektrik tedarik edecek ve 2027 yılında faaliyete geçmesi bekleniyor.
İspanya’da FRV, fotovoltaik varlıklarını pil depolama ile birleştirerek ve bağımsız BESS varlıklarını geliştirerek portföyüne ilave 1.200 MW yeşil enerji ekliyor. Extremadura, Endülüs, Katalonya ve Cantabria’nın özerk topluluklarının yaşadığı bölgelerde bulunan depolama projelerinin en geç 2027 yılına kadar inşaya hazır duruma ulaşması bekleniyor. Extremadura’da FRV, Carmonita güneş çiftliği grubu için piller ekliyor: Carmonita Ministerio’da 320 MW, Carmonita Norte’de 91 MW, Carmonita Sur’da 80 MW ve Carmonita IV’te 40 MW.
FRV Avustralya, BESS portföyünde de önemli bir genişleme yaşadı. Şubat 2026’da şirket, eyaletin uzun süreli enerji depolama kapasitesini desteklemek için New South Wales’in Elektrik Altyapısı Programı kapsamında bir Uzun Vadeli Enerji Hizmet Anlaşması (LTESA) imzaladı. Armidale East BESS projesinin toplam kapasitesi 315 MW olacak ve bunun yarısı, tüm ülkedeki en önemli depolama girişimlerinden biri olarak sekiz saat enerji tedarik edebilen bir sisteme sahip olacak.
Önceki yıl, FRV Avustralya Ağustos 2025’te Victoria’daki 250 MW Gnarwarre BESS depolama projesi için finansal kapatma aşamasına ulaştı. FRV Avustralya’nın şimdiye kadarki en büyük BESS projesi olan Gnarwarre, ülkenin yeşil enerji geçişinde önemli bir bileşen oluşturacak. Tamamlandığında, FRV’nin Avustralya portföyünü 1,4 GW kurulu kapasiteye ulaştıracaktır.
FRV Avustralya, Mart 2025’te Victoria’nın başka bir yerinde, Bendigo’nun doğusundaki 190 MW hibrit güneş ve BESS Axedale projesini satın aldı. Axedale, 140 MW güneş enerjisi üretim kapasitesine ve iki saat süreli 50 MW BESS sistemine sahip olacak. Victoria genelinde yaklaşık 80.000 eve temiz enerji sağlayacak.
Bu arada, şirket Avrupa’daki BESS tesisleriyle güçlenmeye devam ediyor. Ekim 2025’te FRV, Finlandiya’daki SIMO 100 MW BESS projesi için finansal kapatma aşamasına ulaştığını duyurdu. Bu, ülkede şimdiye kadar onaylanan en büyük projelerden biri. Fingrid’in Lapland’daki Simojoki trafo merkezi yakınındaki proje iki aşamalıdır. Birinci aşama (30 MW) toptan satış pazarında halihazırda faaliyete geçmiştir ve ikinci aşamanın (70 MW) Ağustos 2026’da devreye alınması planlanmaktadır.

Halihazırda izin verilen diğer FRV projeleri bağlantıya yaklaşıyor. Kasım 2025’te FRV, Birleşik Krallık hükümetinin Bağlantı Reformu sürecinin Kapı 2 penceresine 1,8 GW yenilenebilir ve BESS projelerinden oluşan bir portföy sundu. Bicker Fen (400 MW), Stocking Pelham (400 MW), Stow Manor (400 MW), Ansty (200 MW) ve Maes Melin (200 MW) BESS tesisleri dahil olmak üzere tüm projelerin 2030’dan önce şebekeye bağlanması bekleniyor.
FRV’nin uzmanlığı fotovoltaik ve BESS’nin ötesine uzanır. 2025 yazında, Brezilya’daki H2 Cumbuco Projesi için yenilenebilir enerji lideri Envision ile stratejik bir ortaklığı duyurdu. Pecém Limanı’nın yenilenebilir hidrojen merkezinde yer alan yeşil amonyak projesi, Güney Amerika, Asya ve Avrupa pazarları için büyük ölçekli yeşil hidrojen ve amonyak üretimi oluşturmayı amaçlamaktadır. Yapay zeka destekli operasyon, 500 MW’a kadar bir elektroliz tesisi ve entegre bir amonyak tesisi içerecek ve 2030 yılına kadar şebekeyi beslemeye başlaması bekleniyor.
Küresel yeşil enerji lideri statüsünü yansıtan FRV’nin tüm projeleri doğa öncelikli bir anlayışı benimser. Örneğin Avustralya’daki güneş enerjisi projeleri, bölgeye özgü yerli yaban hayatının haklarını düzenli olarak önceliklendiriyor. İnşaat programları, yaban hayatı hareketlerine ve göçlere uygun olacak şekilde ayarlanır; sürecin her aşamasında çevre uzmanlarına danışılır ve doğal koridorları ve yaşam alanlarını korumak için altyapı dikkatlice entegre edilir. Bu ilkeler benimsendiğinde, biyolojik çeşitlilik bir kısıtlama değil, bir tasarım fırsatı haline gelir. FRV Avustralya’nın Walla Walla tesisi, Microsoft tarafından ABD teknoloji devinin yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşmasına yardımcı olan altı önemli projeden biri olarak gösterildi.
FRV, 2019 yılında kurulan inovasyon kolu FRV-X aracılığıyla yeni teknolojileri kuluçkaya yatırmasıyla da ünlüdür. FRV-X, küresel sürdürülebilirlik geçişine ivme katarak, pazara ölçeklenebilir yeşil enerji çözümleri sunmak için teknoloji, hizmet ve iş modellerindeki yeni konseptleri araştırıyor. Mevcut girişimler arasında yaratıcı veri merkezi çözümleri, tedarik ve dağıtımda bütünleştirme iş modelleri, yeşil hidrojen ekonomisinin geliştirilmesi ve yeni teknolojilerde enerji kullanımı/verimliliği yer almaktadır. Ekip, yenilenebilir tesislerle doğrudan bağlantılı veya birlikte konumlandırılmış pile dayalı sistemlere ve yenilenebilir varlıkların sevke elverişliliğini artırmak için yeni şebeke yönetimi hizmetlerine odaklanmıştır.

Abdul Latif Jameel
Uluslararası Başkan Yardımcısı
“Çevresel dengeyi yeniden sağlamak ve gelecek nesiller için daha fazla güvenlik sağlamak istiyorsak enerji verimliliğine öncelik vermeliyiz,” diyor Fady Jameel, Abdul Latif Jameel Uluslararası Başkan Yardımcısı.
“Yüksek hızlı ve göz alıcı örnekler olan rüzgar ve güneş enerjisi, FRV tarafından geliştirilenler gibi son teknoloji ürünü pil depolama çözümleri ile birleştiğinde, hepimiz için daha sürdürülebilir bir geleceğin kapılarını açabilir.
Hepimiz, bu tür basit eylemlerin kıymetli ekosistemimiz için net sıfır karbon etkisiyle gerçekleştiğini bilerek bir aydınlatma düğmesine basabileceğimiz veya bir arabayı güvenle şarj edebileceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyoruz.”
Enerji: Beş pratik bilgi
S: Dünyanın enerji tüketimi hâlâ artıyor mu?
C: Enerji kullanımı yılda yaklaşık %4 artıyor ve yüzyıl ortası itibarıyla toplumsal faaliyetleri sürdürmek için yılda 72.000 TW/sa enerjiye ihtiyacımız olabilir.
S: Yeşil enerjinin arkasında büyüyen bir ivme olduğuna dair kanıt var mı?
C: Küresel yenilenebilir enerji kapasitesi on yılın sonuna kadar 4.600 GW civarında artabilir ve güneş ile rüzgar tüm yeni ilavelerin %96’sını oluşturabilir.
S: Hangi bölgeler yenilenebilir enerjiye geçişe öncülük edecek?
C: Çin’in önümüzdeki yıllarda yenilenebilir enerji büyümesinin yaklaşık %60’ını oluşturması bekleniyor.
S: Yenilenebilir enerjinin yükselişi fosil yakıt tüketimini doğrudan etkiliyor mu?
C: 2010 yılından bu yana ülkeler toplu olarak kömür ithalatını 700 milyon ton ve doğal gaz ithalatını 400 milyar metreküp azaltmıştır.
S: Hangi teknolojinin yenilenebilir enerji pazarına hakim olması muhtemeldir?
C: Güneş enerjisinin günümüz ile 2030 arasındaki tüm yeşil enerji büyümesinin yaklaşık %80’ini sağlaması bekleniyor.
[1] https://www.iea.org/reports/electricity-2025/executive-summary
[2] https://www.mckinsey.com/featured-insights/week-in-charts/future-fuels-and-forces
[3] https://wmo.int/news/media-centre/wmo-confirms-2025-was-one-of-warmest-years-record
[4] https://www.iea.org/reports/net-zero-by-2050
[5] https://iea.blob.core.windows.net/assets/76ad6eac-2aa6-4c55-9a55-b8dc0dba9f9e/Renewables2025.pdf
[6] https://iea.blob.core.windows.net/assets/76ad6eac-2aa6-4c55-9a55-b8dc0dba9f9e/Renewables2025.pdf
[7] https://iea.blob.core.windows.net/assets/76ad6eac-2aa6-4c55-9a55-b8dc0dba9f9e/Renewables2025.pdf
[8] https://iea.blob.core.windows.net/assets/76ad6eac-2aa6-4c55-9a55-b8dc0dba9f9e/Renewables2025.pdf
[9] https://iea.blob.core.windows.net/assets/76ad6eac-2aa6-4c55-9a55-b8dc0dba9f9e/Renewables2025.pdf
[10] https://iea.blob.core.windows.net/assets/76ad6eac-2aa6-4c55-9a55-b8dc0dba9f9e/Renewables2025.pdf
[11] https://iea.blob.core.windows.net/assets/76ad6eac-2aa6-4c55-9a55-b8dc0dba9f9e/Renewables2025.pdf
[12] https://iea.blob.core.windows.net/assets/76ad6eac-2aa6-4c55-9a55-b8dc0dba9f9e/Renewables2025.pdf
[13] https://www.arabnews.com/node/2607947/business-economy
[14] https://www.reuters.com/sustainability/climate-energy/renew-energy-set-up-257-billion-solar-wind-project-india-2025-05-16/
[15] https://economictimes.indiatimes.com/industry/renewables/reliance-power-teams-up-with-bhutan-for-countrys-largest-ever-solar-energy- project-at-rs-2000-crore/articleshow/121259127.cms
[16] https://www.reuters.com/business/energy/canadas-enbridge-invest-900-mln-texas-solar-project-2025-07-22/
[17] https://spectrumenergysystems.co.uk/articles/new-solar-panel-technology-trends-for-2026/
[18] https://spectrumenergysystems.co.uk/articles/new-solar-panel-technology-trends-for-2026/
[19] https://iea.blob.core.windows.net/assets/76ad6eac-2aa6-4c55-9a55-b8dc0dba9f9e/Renewables2025.pdf
[20] https://www.iea.org/reports/electricity-2025/executive-summary
[21] https://www.theguardian.com/world/2026/feb/02/damning-eu-report-lays-bare-blocs-dangerous-dependence-on-critical-mineral-imports
[22] https://www.theguardian.com/business/2026/feb/01/us-uk-eu-australia-critical-minerals-rare-earths-g7-minimum-price
[23] https://www.theguardian.com/us-news/2026/feb/03/trump-critical-minerals-stockpile-project-vault
[24] https://iea.blob.core.windows.net/assets/76ad6eac-2aa6-4c55-9a55-b8dc0dba9f9e/Renewables2025.pdf
[25] https://www.bbc.co.uk/news/articles/c0lx4xrjz8go
[26] https://www.theguardian.com/environment/2026/jan/14/offshore-windfarm-contracts-to-fuel-homes-great-britain-record-auction
[27] https://newenergyinnovation.co.uk/saudi-arabia-awards-4500-mw-of-wind-and-solar-projects-at-record-low-prices
[28] https://www.asce.org/publications-and-news/civil-engineering-source/civil-engineering-magazine/issues/magazine-issue/article/2025/09/sunzia-wind-and-transmission-project-brings-sustainable-power-to-southwest-us
[29] https://axis-intelligence.com/offshore-wind-technology-2026/
[30] https://www.offshorewind.biz/2024/08/29/mingyangs-20-mw-offshore-wind-turbine-stands-complete/
[31] https://www.offshorewind.biz/2025/01/20/crrc-installs-worlds-largest-floating-offshore-wind-turbine-in-china/
[32] https://www.offshorewind.biz/2025/10/08/developer-of-1-gw-scottish-floating-wind-farm-applies-for-onshore-consent/
[33] https://axis-intelligence.com/offshore-wind-technology-2026
[34] https://www.nationalgrid.com/stories/energy-explained/what-is-battery-storage
[35] https://www.iea.org/reports/global-energy-review-2025/co2-emissions
[36] https://www.irena.org/News/articles/2025/Aug/Battery-energy-storage-systems-key-to-renewable-power-supply-demand-gaps
[37] https://www.irena.org/-/media/Files/IRENA/Agency/Publication/2019/Sep/IRENA_Utility-scale-batteries_2019.pdf
[38] https://www.irena.org/News/articles/2025/Aug/Battery-energy-storage-systems-key-to-renewable-power-supply-demand-gaps
[39] https://www.energy-storage.news/china-deploys-65gwh-of-bess-in-december-25-of-2025-global-total/
[40] https://www.energy-storage.news/india-adani-makes-strategic-entry-into-battery-storage-with-3-5gwh-project/
[41] https://www.energy-storage.news/grenergy-secures-us270-million-financing-for-3-5gwh-bess-in-oasis-de-atacama-phase-6/
[42] https://www.energy-storage.news/byd-lands-massive-12-5gwh-deal-with-saudi-electricity-company/
[43] https://auroraer.com/media/european-battery-markets-on-track-to-attract-over-70bn-e-investment-by-2050/
[44] https://www.mckinsey.com/featured-insights/week-in-charts/future-fuels-and-forces
Added to press kit