Teknoloji, yeşil ulaşım devriminin itici gücü olabilir mi?
Dünyamız eşi benzeri görülmemiş bir hızla dönüşüyor. Küresel siyasette dengeler yeniden kuruluyor. Sosyal medya, yıllardır bastırılan sesleri özgürleştiriyor. Enerji sistemleri sürdürülebilir elektrifikasyona geçiş yapıyor. Yapay zeka, günlük yaşantımızın büyük bir bölümünü baştan aşağı yeniden şekillendiriyor. Yine de hala fiziksel bir boyutta, tıpkı yüzyıllar önce olduğu gibi insanların ve ürünlerin bir yerden başka bir yere taşınmasına ihtiyaç duyulan bir dünyada yaşıyoruz. Modern toplumun sahip olduğu o sınırsız potansiyelin temelini büyük ölçüde seyahat ve ticaret oluşturuyor. Ancak bu hareketliliği sağlayan yöntemler peş peşe oldukça köklü değişimlerden geçiyor.
Yeni Enerjili Araçlar (NEV) fosil yakıt teknolojilerinin yerini hızla alıyor. Elektrikli şarj istasyonu ağları, geleceğin akaryakıt istasyonları haline geliyor. Otomobil üretiminde ortaya çıkan yeni bir merkez üssü, geleneksel OEM merkezlerine ciddi bir rakip konumuna geldi. Akıllı ulaşım çözümleri, geleneksel araç sahipliği kavramını baştan aşağı yeniden tanımlıyor. Otonom araçlar, araç kullanma işini insanların elinden alıyor. Peki ya şehir yollarında çığ gibi büyüyen araç sayısının yarattığı trafik çilesi? Hava taksileri buna son derece cazip bir çözüm sunuyor.
Görünüşe göre ulaşım dünyası çağa gerçekten ayak uyduruyor.
Çin, küresel motor endüstrisini ne kadar ileriye taşıyor?
Araç üretimi dendiğinde gözünüzde hemen belli başlı sahneler canlanır. Amerika’da üretim bantları boyunca ilerleyen pırıl pırıl yeni Ford’lar, Fransa’nın gurur kaynağı fabrikalarından çıkan güvenilir Renault’lar veya İtalya’da galerilerin yolunu tutarken tüm bakışları üzerinde toplayan zarif Maserati’ler… Artık dünya çapında otomobil üretiminde iddialı yeni bir rakip var: Çin.
Çin, 2025 yılına kadar pazarın yaklaşık %40’ını karşılayarak artık dünya genelinde motorlu taşıtların en büyük ve tek üreticisidir.[1] 2010 yılından bu yana üretim rakamlarını ikiye katlayan Çin, her biri pazarın yaklaşık %15’ini elinde tutan Avrupa ve Amerika’daki köklü rakiplerini artık gölgede bırakıyor. 2024 yılında Çin, 2019’a kıyasla %22’lik bir artışla 31 milyondan fazla araç üretti. Bu rakama karşı tek gerçek rekabeti ise toplamda 19,8 milyonluk üretimle ABD, Kanada ve Meksika’nın ortak gücü sunabildi.[2]
Üretim rakamlarındaki bu hızlı yükseliş, Çin menşeli araçların dünya çapında artan satışlarıyla da paralellik gösteriyor. Çin ve Hindistan gibi diğer gelişmekte olan ekonomiler artık küresel otomobil satışlarının yarısından fazlasını oluşturuyor. Bu oran 2000’lerin başında yalnızca %20’ydi.[3] En son rakamlar, bu trendlerin 2025 boyunca devam ettiğini ve Çin satışlarının önceki yıla göre %14 artarak ABD’yi (+%4) ve Avrupa’yı (+%0, durağan) açık ara geride bıraktığını göstermektedir.[4]

Çin’in bu büyük başarısının ardında sürücülere sunduğu o cazip teklif yatıyor: kaliteden neredeyse hiç ödün vermeyen, uygun fiyatlı otomobiller. Bu formül sayesinde, gelişmekte olan ülkelerde üretilen araçların güvenilirlik ve dayanıklılık konusunda geleneksel otomotiv devleriyle rekabet edemeyeceğine dair o köklü önyargılar da tarihe karıştı.
BYD (2025’te 4,6 milyon satış), Geely (3 milyon), Chery (2,6 milyon) ve GWM (1,3 milyon) gibi Çinli markaların dünyanın dört bir yanındaki otoyollarda boy gösterdiğini görmek artık çok daha sık karşılaştığımız bir manzara.[5] 2025’in ilk yarısında bir önceki yıla göre %31’lik bir büyüme kaydeden BYD; Toyota, Volkswagen ve Ford’un ardından dünyanın en çok satan dördüncü otomobil markası oldu. Üstelik yıl sonuna kadar Ford’u da geride bırakması bekleniyor.[6] Tahminlere göre 2030 yılına gelindiğinde dünyadaki tüm yeni otomobillerin üçte birini Çin üretecek.[7]

Hal böyleyken Jameel ailesine ait Abdul Latif Jameel şirketler ağının uluslararası mobilite markası Jameel Motors için Çin’in kilit bir odak noktası olması hiç de şaşırtıcı değil. Jameel Motors CEO’su Jasmmine Wong, Çin’in elektrikli araçlara yönelik öncü yaklaşımının, bir başka deyişle otomotiv elektrifikasyonundaki liderliğinin, son dönemde yakaladığı bu muazzam başarının temelinde yattığını çok iyi biliyor.
“Çinli OEM’ler 2023’ten bu yana dünya geneline otomobil ihraç eden en büyük şirketler haline geldi ve bu trendin devam etmesi bekleniyor. Araçların fiziksel özelliklerinin yanı sıra teknolojik altyapılarına da yatırım yapıyorlar. Başarıya olan arzuları ve risk almaya yönelik cesaretleri inanılmaz. Bu sayede çok hızlı bir şekilde yeniliklere imza atabiliyorlar. Önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde kendi yollarını çizmek için gerekli tüm donanıma sahipler.” diyor Jasmmine Wong.
Tüm dünya elektrikli araç devrimini benimsiyor mu?
Dünya kapıdaki iklim krizinin ağır sonuçlarıyla mücadele ederken, elektrikli araçlar kişisel ulaşım dinamiklerimizi neredeyse tek başlarına baştan aşağı değiştiriyor. 2025 yılında elektrikli araç satışları bir önceki yıla kıyasla %20’lik bir büyüme kaydederek 20,7 milyon adede ulaştı.[8] Üstelik bu yükseliş trendi kelimenin tam anlamıyla küresel bir boyutta: Çin’de 12,9 milyon (+%17), Avrupa’da 4,3 milyon (+%33) elektrikli araç satılırken; gelişmekte olan pazarların toplam satışı bu tabloya 1,7 milyon (+%48) daha ekledi.

Elektrikli araçlar, küresel araç satışlarında eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaşarak artık pazarın dörtte birini oluşturuyor.[9] Pazarın lideri konumundaki Çin’de satılan yeni araçların neredeyse yarısı elektrikli. Üstelik bu araçların büyük bir kısmı, içten yanmalı motora sahip muadillerinden çok daha uygun fiyatlı. BYD, SAIC, Geely ve GAC gibi büyük markalarıyla Çin, tüm elektrikli araçların %70’ini üreterek EV üretiminin küresel merkez üssü konumunu hak ediyor.
Satışlardaki bu çarpıcı artışa rağmen elektrikli araçların önündeki yol tamamen düz olmayabilir.
Avrupa’ya baktığımızda, Avrupa Birliği başlangıçta 2035 yılına kadar tüm fosil yakıtlı araçların üretimini tamamen yasaklayan bir yasa çıkarmıştı. Ancak 2025’in sonlarına gelindiğinde bu hedef, araçların %90’ını kapsayacak şekilde aşağı çekildi. Yine de bu geri adım; çevre dostu çelik kullanımı ve benzin ile dizel yerine biyolojik yakıtlara geçiş gibi telafi edici önlemlerle desteklendi.[10]
ABD’de ise elektrikli araç pazarı, federal vergi indirimlerinin kaldırılması ve Kurumsal Ortalama Yakıt Ekonomisi (CAFE) standartlarının esnetilmesi gibi zorluklara göğüs geriyor. Öyle ki uzmanlar, bu gelişmelerin sonucunda 2026 yılında elektrikli araç satışlarında %29’luk bir düşüş yaşanacağını öngörüyor.[11]
Çin’de elektrikli araçlar 2026 yılında ilk kez bir satın alma vergisine tabi olacak. Daha önce %100 olan vergi muafiyeti oranı ise ilerleyen dönemde %50’ye gerileyecek.
Tüm bu engellere rağmen sürdürülebilir ulaşıma yönelik küresel geçiş artık geri dönüşü olmayan bir yola girmiş görünüyor. Önümüzdeki süreçte elektrikli araçların dünya çapındaki yaygınlaşması, Çin’in giderek artan ihracatıyla desteklenmeye devam edecek. Sadece BYD bile 2025 yılında yurt dışı pazarlarına sevk ettiği araç sayısını iki katından fazlasına çıkararak 400 binden 1 milyona ulaştırdı.[12] Günümüzdeki karmaşık yasal düzenlemelere rağmen tahminlere göre elektrikli araçların toplam satışlar içindeki payı 2030’un sonuna kadar %40’ı aşacak.[13]
Rekabetçi fiyatlandırma politikaları sayesinde elektrikli araçlar, 2030 yılına kadar Çin’de %80 gibi devasa bir pazar payına ulaşacak. Avrupa ise %60’lık payla onu yakından takip edecek[14]. Halihazırda yürürlükte olan güçlü politika destekleriyle birlikte, aynı tarihe gelindiğinde Güneydoğu Asya’da satılan her dört araçtan biri elektrikli olacak. Bölge için büyük önem taşıyan iki ve üç tekerlekli araçlarda ise bu oran her üç araçtan birine yükselecek.
Peki ya Orta Doğu? Başlangıç seviyesi nispeten düşük olsa da Orta Doğu, elektrikli araçlar alanında dünyanın en hızlı büyüyen bölgelerinden biri konumunda. Hükümetlerin iddialı yeni yeşil hedefler belirlemesi ve altyapıya ciddi yatırımlar yapmasıyla, Körfez İş Birliği Konseyi (KİK) ülkelerinde elektrikli araçların yaygınlığı sadece 12 ay gibi kısa bir sürede ikiye katlanarak %2’den %4’e yükseldi.[15] Elektrikli araç satışlarının 2024 yılında on katına çıktığı Suudi Arabistan’da sektörün; filoları elektrikli hale getirme zorunlulukları ile büyük çaplı kamu ve özel sektör yatırımlarının itici gücüyle, bugünden 2030’a kadar yıllık %37,5’lik bileşik büyüme oranına (CAGR) ulaşması öngörülüyor.[16],[17] Diğer yandan Abdul Latif Jameel’in sürdürülebilir otomotiv faaliyetleri Asya, Afrika, Avrupa, Amerika ve Avustralya’da birçok ülkeye yayılmış durumda; üstelik şirket kısa süre önce Polonya, İtalya ve Güney Afrika gibi yükselen pazarlara da açıldı.
Gelecek gerçekten de kulağa geldiği kadar “elektrikli” ve heyecan verici olacaksa sürücülerin araçlarını zahmetsizce şarj edebilecekleri geniş imkanlara sahip olması şart. Neyse ki dünya genelinde kapsamlı bir şarj altyapısı şimdiden şekillenmeye başladı bile.
Altyapı, elektrikli araçlardaki bu hızlı artışa ayak uydurabilecek mi?
Sürdürülebilir bir EV devrimini yolundan alıkoyabilecek bir şey varsa bu, sürücülerin pili bitmiş bir şekilde yolda kalma korkusu olacaktır. Araştırmalar, şarj istasyonlarının yetersiz olduğuna dair algının, elektrikli araçların yaygınlaşmasının önündeki temel engel olduğunu gösteriyor[18]. Hal böyle olunca tüm dünya elektrikli araç şarj ağlarının devasa bir hızla genişlemesine sahne oluyor. Küresel çapta bakıldığında, halka açık şarj noktalarının sayısı 2022’den bu yana ikiye katlanarak 2025 itibarıyla 5 milyon adedi aştı.[19]
Sadece 2024 yılında bile küresel ağa 1,3 milyondan fazla yeni şarj noktası eklendi. Bu da bir önceki yıla göre %30’luk bir artış anlamına geliyor. Bu büyümenin üçte ikisi, şu anda dünyadaki şarj tesislerinin %65’ine ev sahipliği yapan Çin’de gerçekleşti[20].

Avrupa’da da durum pek farklı değil. Avrupa Birliği’nin yeni Alternatif Yakıtlar Altyapı Yönetmeliği (AFIR), tüm kıtayı saran ana TEN-T kara yolu ağı boyunca her 60 kilometrede bir hızlı şarj istasyonu kurulmasını zorunlu kılıyor. Şarj istasyonlarının en az 400 kW güç çıkışı sunması şart. Üstelik bu kapasite zorunluluğu 2027 yılına kadar 600 kW’a yükselecek.
ABD’deki şarj istasyonu ağı ise 2024 yılında %20 büyüyerek halka açık 200.000’den fazla noktaya ulaştı. Ne var ki Ocak 2025’te yayımlanan bir Başkanlık Kararnamesi ile yeni fonların dağıtımı, yapılacak politika incelemesi sonuçlanana kadar askıya alındı. Hindistan, PM-EDRIVE girişimi kapsamında şehirlerdeki ve kilit ulaşım koridorlarındaki şarj altyapısını daha da güçlendirmek için 240 milyon ABD doları tutarında yeni bir bütçe ayırarak çok daha ilerici bir tutum sergiliyor.
Dünya genelindeki halka açık şarj noktalarının sayısının 2030 yılına kadar 15 milyon barajını aşması, 2035’e kadar ise 25 milyonu geçmesi öngörülüyor.[21]
Bu yeni ulaşım paradigmasında, A noktasından B noktasına taşınması gereken sadece insanlar değil; aynı zamanda teknoloji odaklı 21. yüzyıl yaşam tarzımızın temelini oluşturan ürün ve malzemelerdir. Sürdürülebilir ulaşım, aynı zamanda daha çevreci lojistik anlamına da geliyor.
Daha temiz bir lojistiğin çözümü sürdürülebilir ulaşımda mı yatıyor?
Küresel lojistik pazarı 2024’teki 9,98 trilyon ABD doları seviyesinden 2025’te 11,23 trilyon ABD dolarına ulaştı. Pazarın 2028 yılına kadar 18,2 trilyon ABD dolarını aşması öngörülüyor ki bu durum uluslararası ticaretteki hızlı büyümenin en net göstergesi.[22] Tüm lojistik faaliyetlerinin %44,59’unu bünyesinde toplayan Asya-Pasifik bölgesi, 2025 yılında en büyük tek pazar olarak öne çıktı. Tüm yük trafiğinin %39’unu üstlenen kara yolları, en yaygın taşımacılık yöntemi olmaya devam ediyor.

Tüketiciler olarak hiç olmadığı kadar çok ürün talep ediyoruz; satın aldığımız ürünlerin dünyanın neresinden tedarik edildiğiyle pek ilgilenmiyor ve elimize her zamankinden daha hızlı ulaşmasını istiyoruz. Lojistik ulaşım, modern toplumu çevre dostu hale getirmek için insan ulaşımı kadar önemli hale geliyor.
Elektrifikasyon bir kez daha imdadımıza yetişmeye hazırlanıyor. Elektrikli kamyon satışları 2024 yılında %80 artarken, mevcut model sayısı beş yıl içinde 70’ten azdan 400’ün üzerine çıktı.[23] Elektrikli kamyonların satın alma maliyeti fosil yakıtlı muadillerine kıyasla hala yüksek olabilir ancak toplam sahip olma maliyeti Çin’deki pek çok durumda şimdiden daha düşük seviyede. Üstelik bu maliyetlerin, içinde bulunduğumuz on yılın sonuna kadar Avrupa ve ABD genelinde de başa baş noktasına gelmesi bekleniyor.
Ağır yük taşımacılığında elektriğe geçiş ekonomik olarak zor olabilir; bu nedenle kara yolu kargosunda daha çevreci bir ulaşım için en umut verici çözümlerden biri olan hidrojen enerjisi ön saflardaki bir çözüm olarak yer alıyor. 2025 yılında 3 milyar dolarlık rekor bir değerlemeye ulaşan hidrojenli kamyon pazarının, 2030 yılına kadar 16,2 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.[24] Elektrik motorlarına güç sağlamak için hidrojen yakıt hücrelerini kullanan bu teknoloji, yan ürün olarak yalnızca su buharı açığa çıkarıyor. Böylece, geleneksel dizel motorlu kamyonlara kıyasla sera gazı emisyonlarında ciddi bir düşüş sağlıyor.
Hidrojen de aynı şekilde bireysel ulaşımda daha çevreci seçeneklerin kapısını aralamaya hazırlanıyor: Yeni nesil hidrojenli otobüs akımına merhaba deyin. Kanun yapıcıların şehirlerdeki temiz hava girişimlerini giderek daha fazla desteklemesiyle birlikte, 2024’te yaklaşık 1,68 milyar dolar değerinde olan küresel hidrojenli otobüs pazarının 2032 yılına kadar büyük bir sıçramayla 13,21 milyar dolara ulaşması bekleniyor.[25] Bu dönüşümün geniş çapta benimsenmesi için özel sektörün desteği ise hayati önem taşıyor. Örneğin Abdul Latif Jameel Motors, 2025 yılında Toyota Motor Corporation ile güçlerini birleştirerek Suudi Arabistan’ın Mekke şehrinde çığır açan bir hidrojen yakıt hücreli otobüs denemesine imza attı. Bu deneme, sadece 10 dakikalık bir yakıt ikmaliyle 400 kilometre menzile ulaşarak hidrojenle çalışan otobüslerin teknik potansiyelini gözler önüne serdi.
Ulaşımın ağır vasıta tarafını daha çevreci hale getirme konusundaki yeteneği aşikar olsa da hidrojenin kullanım alanı yalnızca kamyon ve otobüslerle sınırlı değil. Bugün pek çok son teknoloji konsept otomobilin kalbinde hidrojen hücreleri yatıyor; bu da devrim niteliğindeki bu teknolojinin, aile ulaşımı dünyasında da bir geleceği olduğunu gösteriyor.
Aklınızdaki araç türü ne olursa olsun, henüz birkaç yıl öncesine kadar hayal bile edilemeyecek o soruyu artık sormamız gerekiyor: Direksiyon kontrolünün insan elinde olmasını mı istersiniz, yoksa bu görevi otonom bir sisteme devretmeyi mi tercih edersiniz?
İnsan sürücülerin yerini otonom araçlar mı alıyor?
Otonom araçlar (AV) bir zamanlar sadece bilim kurgudan ibaretti. Ancak günümüzde bu fütüristik konsept, günlük kullanımda farklı bağımsızlık seviyeleri sunan yapay zeka destekli yeni otomobiller aracılığıyla gerçek hayata adım atıyor.
Peki ama otonom araçlar derken aslında neyi kastediyoruz? İnsan kontrollü geleneksel araçlardan tamamen otonom araçlara uzanan bu yolculuk çeşitli aşamalardan oluşuyor. Bu konuyu daha anlaşılır kılmak için otomasyon genellikle, sürücünün her şeyi yaptığı Seviye 0’dan insan müdahalesine hiç ihtiyaç duyulmayan Seviye 5’e kadar uzanan altı seviyeli bir ölçekte sınıflandırılır. Seviye 1 sınıfındaki bir araçta yalnızca tek bir otomatik sistem bulunurken, Seviye 2’deki bir araç direksiyon ve hızlanma açısından kısmi otonom özellikler sunabilir. Seviye 3’te, araç bir süre kendi kendine sürüş yapar ancak araç tarafından uyarı verilirse sürücünün kontrolü geri alması gerekir. Seviye 4’te, araç optimum koşullar altında her zaman kendi kendini sürer.

Üreticiler bu aşamalarda hızla yol kat ediyor. Tamamen sürücüsüz Seviye 5 araçların hakim olduğu bir dünya için önümüzde hala biraz yol olsa da her geçen yıl alt seviyelerde çığır açan yepyeni gelişmelere tanık oluyoruz. Bunlardan bazıları şöyle:[26]
- İlk Seviye 3 araçların piyasaya sürülmesi
- Dünya çapındaki pilot uygulamalar kapsamında haftada 700.000’i aşkın otonom robotaksi yolculuğunun gerçekleşmesi
- Otonom kamyonların sürücüsüz gerçekleştirilen ilk tanıtım sürüşleri
Sektörde çığır açan araçlardan bahsedecek olursak; BMW, 7 Serisi modellerinde Seviye 2 (Otoyol Asistanı) ve Seviye 3 (Kişisel Pilot) sistemlerini bir arada sunmak üzere onay alan ilk üretici ünvanını kazandı[27]. Aracın direksiyon ve şerit takip teknolojisi bölünmüş otoyollarda devreye giriyor ve sürücülerin, dikkatlerini yolda tuttukları sürece ellerini direksiyondan çekmelerine imkan tanıyor. Ancak trafik sıkışıklığında veya düşük hız gerektiren durumlarda araç tüm fonksiyonlarını kendi başına yönetebiliyor; böylece sürücüler yolda video izleme veya cep telefonlarını kullanma konusunda tamamen özgür kalıyor.
Çinli düzenleyici kurumlar da bu yarışta geride kalmayarak devlete ait otomobil üreticileri Changan Auto ve BAIC Motor imzalı iki elektrikli sedan modele Seviye 3 otonom sürüş yetkisi verdi[28]. Her iki model de Pekin ve Chongqing’in belirli bölgelerinde, sırasıyla 80 km/saat ve 50 km/saat hız sınırları dahilinde otonom sürüş moduna geçiş yapabiliyor.
Otonom araç teknolojisinde yaşanan bu ivmelenme, doğası gereği tamamen küresel bir nitelik taşıyor. Avrupa, bugüne kadar 35’ten fazla otonom araç pilot programına yeşil ışık yaktı. ABD ve Çin, araç çağırma hizmeti sunan otonom araçların her hafta gerçekleştirdiği yüz binlerce yolculuktan halihazırda veri topluyor.[29]

Süreç öylesine hızlı ilerliyor ki otonom araçların yollara hakim olacağı bir tablo beklediğimizden çok daha erken gerçeğe dönüşebilir. Geleceğe baktığımızda, robotaksilerin bu on yılın sonuna kadar yaygın bir şekilde yollara çıkması öngörülüyor. Bundan kısa bir süre sonra, belki de 2032 yılına gelindiğinde, bireysel binek araçlar için Seviye 4 şehir içi pilot uygulamalarının başlamasını bekleyebiliriz. Seviye 2 araçların ise 2035 yılına kadar kitlesel pazarda yerini alması öngörülüyor. Yine bu dönemlerde, tam otonom kamyonlar dünyanın dört bir yanındaki belirli bölgelerde ticari faaliyetlerine başlayabilir. Otonom araç devrimine Çin ve Amerika’nın öncülük etmesi, Avrupa ve Asya’nın geri kalanının ise bu iki ülkeyi yakından takip etmesi bekleniyor.
Uzmanlar gelişimi yavaşlatabilecek olası engellerin varlığını kabul etse de bu teknolojiye duyulan güven hala son derece yüksek. Bu engeller arasında ileri düzey araştırmalar için fon yetersizliği; yüksek geliştirme ve sertifikasyon maliyetleri; teknolojiyi ilk benimseyecek potansiyel kullanıcılar için caydırıcı fiyat etiketleri ve yapay zeka gelişiminde henüz öngörülemeyen darboğazlar yer alıyor.
Kitlesel satışlara ulaşmada müşteriye sunulan değeri ön planda tutmak büyük önem taşıyacak. Ancak otonom araçların karıştığı kazaların medyada orantısız bir şekilde yankı bulduğu düşünüldüğünde, güvenlik konusu da bir o kadar kritik bir rol oynayacak.
Ulaşımın geleceğinde yapay zeka nasıl bir rol oynuyor?
Otonom araçların geleceği birçok açıdan yapay zekanın geleceğine sıkı sıkıya bağlı; zira sürüş eylemindeki insan faktörünü ortadan kaldırmak, tamamen yapay zekanın sahip olduğu bu “zekaya” dayanıyor. Yapay zeka, yazılım tanımlı araçların (SDV) çok yönlülüğünün temelini oluşturacak. Kablosuz güncellemeler, akıllı şehirler ile gelişmiş entegrasyon ve sürekli değişen sokak ortamlarının gerçek zamanlı olarak algılanıp yorumlanması gibi özelliklere olanak tanıyacak.
Yapay zekanın OEM’ler için devasa bir pazar olması, aslında gidişatı çok iyi özetliyor. Küresel otomotiv yazılım ve elektronik pazarının her yıl %4,5 oranında büyüyerek 2035 yılına kadar 519 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Dahası, o tarihe gelindiğinde trafiğe çıkacak yeni araçların %70’e varan bir kısmında gelişmiş sürücü destek sistemleri bulunacak.[30]
Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Kişisel ulaşımımız dijitale bu kadar bağımlı hale gelirken veri gizliliğimizi nasıl koruyacağız? 2024 yılında yapılan bir araştırma, kişisel iletişim verilerinin buluta yüklenmesine karşı çıkan çok sayıda müşteriyi örnek göstererek siber güvenliğin sektör paydaşları için temel bir endişe kaynağı olduğuna dikkat çekiyor.[31]
Yine de umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Ufukta yepyeni çözüm yolları belirmeye başladı bile. Veri güvenliği konusundaki endişeler, performanstan ufak tavizler verilmesi gerekse bile OEM’leri “Uç Yapay Zeka” (Edge AI) teknolojisine yönlendirebilir. Bu sistemde yapay zeka, verileri işlenmek üzere merkezi bir sunucuya aktarmak yerine doğrudan yerel cihazlar üzerinde, dışa kapalı bir şekilde çalışıyor.
Sektörün pek çok dinamiği böylesine bir değişimden geçerken sadece teknolojik bir değişime değil, ulaşım algımızda yaşanacak psikolojik bir dönüşüme de hazırlıklı olmalıyız.
Hizmet Olarak Ulaşım anlayışı ulaşım için alternatif bir rotanın habercisi olabilir mi?
Birçoğumuz on yıllar boyunca, günlük hayatımızın vazgeçilmezi olan araçların bizzat sahibi olmaya alıştık. Garajlarımızda ya da evimizin hemen önündeki sokaklarda park halinde duruyor, onları harekete geçireceğimiz o anı bekliyorlar. Peki ama bireysel ulaşım için en verimli model gerçekten bu mu?
Gün geçtikçe çok daha fazla alternatif seçenek hayatımıza giriyor.
E-scooter’lar, taksiler, özel transfer araçları, araç paylaşım ağları ve otobüsler… Birbiriyle bağlantılı tüm bu ulaşım seçeneklerinin parmaklarınızın ucunda olduğunu ve tek bir uygulamayla kapıdan kapıya tüm yolculuğunuzu planlayabildiğinizi hayal edin. Şehirlerimizi dönüştürme ve toplum ile ulaşım arasındaki ilişkide devrim yaratma potansiyeline sahip, birbiriyle bağlantılı bir mobilite çözümleri ekosistemi olan Hizmet Olarak Ulaşım ya da kısaca “MaaS”, işte tam da bunu vadediyor. Artık bir araç sahibi olmanıza gerek kalmayacak. Yalnızca ihtiyaç duyduğunuz anlarda akıllı telefonunuzu kullanarak kolayca bir araç çağırabileceksiniz. Sistemin sağlayacağı potansiyel faydalar ise son derece net: Daha az gereksiz yolculuk, karbon emisyonlarında düşüş, kalabalık şehirlerde azalan trafik sıkışıklığı ve tüketiciler için potansiyel maliyet tasarrufu.
MaaS uzun süredir konuşulan bir kavram ancak artık birçok örnekte bunun yalnızca bir teori olmaktan çıkıp uygulamaya dönüştüğüne tanık olmaya başlıyoruz. Son yıllarda Transit, TripGo ve Citymapper gibi üçüncü taraf MaaS platformları hayatımıza girdi. Bu uygulamalar birden fazla ulaşım ağından veri derleyerek kullanıcıların yolculuklarını kendi tercihlerine göre kişiselleştirmelerine olanak tanıyor.
2019 yılında hayata geçirilen Berlin merkezli Jelbi, 230 farklı ulaşım noktasında toplu taşıma, araç paylaşımı, e-bisiklet, taksi, scooter ve daha birçok ulaşım seçeneğini tek bir platformda buluşturarak sektörün ilk öncülerinden biri oldu. İlk beş yılında 800.000’i aşkın kez indirilen uygulama, Almanya’nın en büyük toplu taşıma şirketi Berliner Verkehrsbetriebe’nin müşteri sayısını %200’den fazla artırdı.[32], [33] Berlin’in 2023 yılında Avrupa’nın önde gelen akıllı şehirleri arasına girmesinde, Jelbi ile hayata geçirdiği MaaS girişimlerinin payı oldukça büyüktü.
Güneydoğu Asya pazarındaki Grab ise kişisel ulaşım hizmetlerinin yanı sıra kargo ve yemek teslimatı da sunan yeni nesil “süper uygulamaların” en iyi örneklerinden biri. Büyük bir başarı yakalayan Grab uygulaması Kamboçya, Endonezya, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland ve Vietnam’ı içeren sekiz ülkede aylık yaklaşık 42 milyon kullanıcıya sahip ve yılda 3,5 milyar işlem kaydediyor.[34], [35] Grab, Güneydoğu Asya’da birçok AV hizmetini kullanıma sunmak üzere Amerikalı teknoloji firması May Mobility ile 2025’te uzun soluklu bir ortaklık kurduğunu duyurarak daha fazla otonom sürüş ve yapay zekaya yöneliyor[36].
Küresel MaaS pazarının büyüklüğünün 2025’teki 328,98 milyar dolar seviyesinden 2031 yılına kadar 716,3 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Bu hızlı yükselişin ardındaki ana etkenler; 5G teknolojisinin yaygınlaşması, artan kentleşme, akıllı telefon kullanımındaki sürekli artış ve çevre sorunlarına karşı giderek gelişen toplumsal bilinç olacak.[37]
MaaS konsepti olgunlaştıkça, hava taksileri gibi günümüzde hala niş sayılan şehir içi ulaşım araçlarının bile gökyüzündeki yerini aldığına şahit olabiliriz. Örneğin Jameel ailesinin girişim sermayesi kolu JIMCO aracılığıyla ilk büyük yatırımcılarından biri olduğu Kaliforniya merkezli Joby Aviation; kısa süre önce ABD’deki üretim kapasitesini iki katına çıkarma ve Amerikan şehirlerinde 25 farklı vertiport (dikey iniş kalkış havaalanı) inşa etme planlarını duyurdu. Joby Aviation ayrıca Abdul Latif Jameel ortaklığıyla önümüzdeki yıllarda Suudi Arabistan’a 1 milyar dolar değerinde 200’e yakın elektrikli hava aracı teslimatı gerçekleştirmek üzere çeşitli seçenekleri değerlendiriyor.
2026 yılında 4,47 milyar ABD doları büyüklüğe ulaşması beklenen hava taksi pazarının, 2031’e kadar 10,56 milyar ABD dolarını bulacağı öngörülüyor.[38] Şu an pazarın %60’lık dilimi pilotlu hava taksilerinin elinde olsa da asıl hızlı büyümeyi bu on yılın sonuna kadar yaklaşık %24’lük bileşik yıllık büyüme oranıyla (CAGR) otonom araçların göstermesi bekleniyor.
Abdul Latif Jameel Uluslararası Başkan Yardımcısı Fady Jameel, “İnsanlar ulaşımı tamamen yeni yollarla düşünüyor,” diyor. “Öncelikleri hız. Pratiklik. Ekonomi. Ve çevre. Yeşil enerji, akıllı şehirler ve yapay zeka gibi teknolojik devrimlerle tamamlanan bu zihinsel değişimler, etrafımızdaki ulaşım manzarasını hızla ve geri dönülemez şekilde dönüştürmeye hazırlanıyor. Yeni pazarlar doğuyor, ezberler bozuluyor; hepimiz bu yeni nesil ulaşım pazarında yerimizi almak için şimdiden hazırlığımızı yapmalıyız.”
Ulaşım: Beş pratik bilgi
- Hangi ülke küresel araç üretiminde liderdir?
Çin, yalnızca 2024 yılında 31 milyon araç üreterek dünya araç üretiminin yaklaşık %40’ını gerçekleştiriyor. - Günümüzde elektrikli araçlar ne kadar yaygın?
2025 yılında yaklaşık 20,7 milyon EV satıldı. Bu sayı, dünya genelinde satılan her dört yeni araçtan birine, Çin’de ise neredeyse yarısına denk geliyor. - EV şarj altyapısı yeterince hızlı büyüyor mu?
Büyük ölçüde evet. Halka açık şarj noktalarının sayısı 2022’den bu yana iki katına çıkarak dünya genelinde 5 milyonu aştı. Üstelik bu istasyonların %65’i Çin’de bulunuyor. - Yeşil lojistik ne kadar hızlı büyüyor?
Lojistik pazarı büyük bir hızla büyümeye devam ediyor. Pazar büyüklüğü 2025 yılında 11,23 trilyon ABD dolarına ulaşırken elektrikli kamyon satışları 2024’te %80’lik bir sıçrama gerçekleştirdi. - Otonom araçlar halihazırda kullanılıyor mu?
Evet. Bugün dünya genelinde her hafta 700.000’den fazla otonom robotaksi yolculuğu gerçekleşiyor. Üstelik 2030 yılından önce bu araçların çok daha yaygın bir şekilde kullanıma sunulması bekleniyor.
[1] https://www.iea.org/news/changes-in-global-car-industry-raise-key-questions-for-economies-and-energy-sector
[2] https://www.icaew.com/library/industry-profiles/automotive-manufacturing
[3] https://www.iea.org/news/changes-in-global-car-industry-raise-key-questions-for-economies-and-energy-sector
[4] https://www.pwc.com/ph/en/publications/2025/autofacts-market-update-september-2025.pdf
[5] https://carnewschina.com/2026/01/01/overachievers-and-underperformers-chinese-car-manufacturers-2025-sales-results-revealed/
[6] https://www.visualcapitalist.com/ranked-the-worlds-best-selling-car-brands/
[7] https://www.bloomberg.com/graphics/2025-china-ev-byd-global-price-cuts/
[8] https://rhomotion.com/news/global-ev-sales-reach-20-7-million-units-in-2025-growing-by-20/
[9] https://www.iea.org/news/more-than-1-in-4-cars-sold-worldwide-this-year-is-set-to-be-electric-as-ev-sales-continue-to-grow
[10] https://www.theguardian.com/business/2025/dec/16/eu-water-down-landmark-ban-new-petrol-diesel-cars
[11] https://rhomotion.com/news/global-ev-sales-reach-20-7-million-units-in-2025-growing-by-20/
[12] https://rhomotion.com/news/global-ev-sales-reach-20-7-million-units-in-2025-growing-by-20/
[13] https://www.iea.org/reports/global-ev-outlook-2025/executive-summary
[14] https://media-publications.bcg.com/Winning-the-EV-Charging-Race.pdf
[15] https://www.rolandberger.com/en/Media/GCC-emerges-as-one-of-the-world-s-fastest-growing-EV-markets-with-penetration.html
[16] https://www.rolandberger.com/en/Media/GCC-emerges-as-one-of-the-world-s-fastest-growing-EV-markets-with-penetration.html
[17] https://www.nexdigm.com/market-research/report-store/ksa-electric-vehicle-market-report
[18] https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2773153724000057
[19] https://iea.blob.core.windows.net/assets/7ea38b60-3033-42a6-9589-71134f4229f4/GlobalEVOutlook2025.pdf
[20] https://www.iea.org/reports/global-ev-outlook-2025/electric-vehicle-charging
[21] https://www.iea.org/reports/global-ev-outlook-2024/outlook-for-electric-vehicle-charging-infrastructure
[22] https://www.precedenceresearch.com/logistics-market
[23] https://www.iea.org/reports/global-ev-outlook-2025/executive-summary
[24] https://www.businesswire.com/news/home/20251006186714/en/Hydrogen-Trucks-Global-Markets-Report-2025-Revenue-Data-from-2024-Estimates-for-2025-Forecasts-for-2026-and-2029-and-CAGR-Projections-Through-2030—ResearchAndMarkets.com
[25] https://www.datamintelligence.com/research-report/hydrogen-bus-market
[26] https://www.mckinsey.com/features/mckinsey-center-for-future-mobility/our-insights/future-of-autonomous-vehicles-industry
[27] https://www.press.bmwgroup.com/global/article/detail/T0443285EN/road-to-autonomous-driving:-bmw-is-the-first-car-manufacturer-to-receive-approval-for-the-combination-of-level-2-and-level-3?language=en
[28] https://www.reuters.com/world/asia-pacific/china-approves-first-batch-l3-autonomous-driving-vehicles-2025-12-15/
[29] https://www.mckinsey.com/features/mckinsey-center-for-future-mobility/our-insights/future-of-autonomous-vehicles-industry
[30] https://www.mckinsey.com/features/mckinsey-center-for-future-mobility/our-insights/mapping-the-automotive-software-and-electronics-landscape
[31] https://www.mckinsey.com/industries/semiconductors/our-insights/the-rise-of-edge-ai-in-automotive
[32] https://www.trafi.com/post/bvg-jelbi-5-years
[33] https://batch.com/blog/posts/crm-strategy-berliner-verkehrsbetriebe-bvg
[34] https://investors.grab.com/news-and-events/news-details/2025/May-Mobility-to-Expand-Its-AV-Technology-into-Southeast-Asia-with-Grab-Investment-2025-yk4Z3TwkNG/default.aspx
[35] https://openai.com/index/grab/
[36] https://www.grab.com/sg/press/others/may-mobility-to-expand-its-av-technology-into-southeast-asia-with-grab-investment/
[37] https://www.mordorintelligence.com/industry-reports/mobility-as-a-service-market
[38] https://www.mordorintelligence.com/industry-reports/air-taxi-market
Basın Kitine Eklendi